Endüstriyel Tasarım İş Hayatı. Yeni Mezunları Neler Bekliyor?

Yazımın 5. ve son bölümünde, endüstriyel tasarım bölümünden yeni mezun olmuş genç tasarımcıların iş hayatına adımlarını attıkları anda nelerle karşılaşabileceklerinden ve iş başvurusunda nelere dikkat etmeleri gerektiğinden bahsedeceğim. Ayrıca, iş hayatında endüstriyel tasarımın olumlu ve olumsuz yönlerine de alt başlıklar halinde kısa kısa değineceğim.

Sonra da kapanış, gerçekten bu bölüm size göre mi? Uğraşmayı isteyeceğiniz bir meslek mi?

Yeni Mezunları Neler Bekliyor? İş Başvurusunda Dikkat Etmeniz Gerekenler

Endüstriyel tasarım bölümünü uykusuz geçen haftalar eşliğinde ortaya çıkardığınız güzel projeler ve belki de öğrenim süreci boyunca kazandığınız yarışmalar ile bitirdiniz. Hem el çiziminizi geliştirdiniz hem de bilgisayar programlarını iyi kötü öğrendiniz (iyi bilmeniz yararınıza). Sonunda mezun oldunuz ve sıra iş aramaya geldi. İş arama süreci düşündüğünüzden uzun sürebilir, bu sizi karamsarlığa düşürmesin. Ayrıca arkadaş çevrenizin iş bulmanıza da katkısı büyüktür. Firmalar, genelde referans ile önerilen kişilere öncelik vermektedir. Öğrenciyken staj yaptığınız ya da ortak proje gerçekleştirdiğiniz (diploma projeleri vb…) firmalar olduysa sizin için iyi bir fırsat olabilir. Yine de, ister referansınız olsun ister referans olmadan doğrudan ilanlara başvurun, işe alım sürecinde yaşayacağınız adımlar aynı olacaktır.

Firmalar yayınladıkları iş ilanlarında detaylı bir iş tanımı, çalışma saatleri ve kullandıkları programları yazarlar. Bu detaylarla birlikte iş yerinin adresi tercih nedenlerinizi doğrudan etkileyecektir.

Evet; iş tanımının, çalışma saatlerinin ve kullanılan programların belirtildiği bir ilan ile karşılaştınız ve ilandaki tüm açıklamalar size uyuyor. Ancak sizler gibi aradığınız işe talip birçok tasarımcı var! Peki, nasıl öne geçeceksiniz? O kadar tasarımcı arasından daha görüşme yapmadan nasıl dikkati üstünüze toplayacaksınız? Belki de şirketin kullandığı tasarım programını bilmiyorsunuz ama öyle bir farkınız var ki, şirket yine de sizi tercih edecek! Nasıl?

Portfolyo bir tasarımcının kimliğidir.

endüstri ürünleri tasarım portfolyosu

Bunu başarmanın yolu, hem kişiliğinizi hem de işlerinizi anlatan bir portfolyo hazırlamaktan geçiyor. (Web siteniz varsa nefis olur.)

Portfolyonun ne kadar önemli olabileceğini basit bir örnek ile açıklayayım. Bir firma için iş başvurusu yapıyorsunuz ve başvurduğunuz pozisyona yalnızca 1 kişi işe alınacak. Toplamda 10 tane başvuru olduğunu varsayalım. O firma, yoğun iş temposu içerisinde her başvuran ile görüşecek zamanı olamayacağından, ilgisini çeken az sayıdaki tasarımcılarla görüşmeyi tercih edecektir. Bu az sayıdaki tasarımcıları da portfolyolarının içeriklerine göre değerlendirecektir. Son karar yapılacak yüz yüze görüşmeye bağlı olsa da, çağrılanların arasında olmanız hazırlayacağınız etkileyici portfolyonuza bağlıdır.

Portfolyo içeriğiniz, başvuracağınız şirkete uygun olmalı.

Burada dikkat etmeniz gereken bir diğer konu, başvuru yaptığınız firmanın çalışma alanına göre portfolyo içeriğinizi belirlemeniz. Elektronik sektöründeki bir firmaya göndereceğiniz portfolyo mobilya tasarımlarıyla doluysa, pek ilgi görmeyebilir. Yine de bir iki farklı örnek koymakta fayda var. Farklı alanlardaki deneyimleriniz her zaman dikkat çekecektir.

Portfolyo içeriğinde; özgeçmişiniz, okul projeleriniz, varsa freelance işleriniz, çizimleriniz (çizim kabiliyetinizi gösterebilmeniz için önemli) olmalı.

endüstriyel tasarım portfolyosu
Yukarıda eşimin mezun olurken hazırladığı 2014 senesine ait portfolyosu ile 2009 senesinde mezun olduktan sonra hazırladığım kendi portfolyomdan birkaç sayfayı görebilirsiniz. Burada; giriş sayfası, içindekiler, CV ve tasarımların anlatıldığı sayfalar konusunda fikir veren sayfalar mevcuttur. Kendinize ait bir tarz oluşturmanız ve yorumlayabilmeniz için bir çok örnek çalışmayı incelemenizi öneririm.

Okuldaki başarınız daha yüksek maaş almanızı sağlamıyor. Tercih edilebilirliğinizi artırıyor.

Birçok yeni mezunun yaşadığı şok burada oluyor (buna ben de dahilim). Çünkü siz daha tazesiniz ve iş deneyiminiz yok. Çalışma hayatında, okuldan çok iş tecrübeniz ön plana çıkıyor. Hatta bazı yerler deneyimli aradıkları için sizinle görüşmek bile istemeyebiliyor. Ya da deneyimli olsaydın şu kadar verebilirdik ama yeni mezun olduğun için bu kadar verebiliriz diyebiliyor. Ya da bilmediğiniz programları öne sürebiliyorlar. ‘Biz 3dsMax kullanıyoruz ama sen Rhino biliyorsun, bu programı öğrenene kadar zaman geçecek, sana bunu öğrenme fırsatı sunacağız’ diyerek fiyat düşürebilirler. Bu duruma hazırlıklı olun. Bazı yerler çok daha düşük, bazı yerler görece daha iyi maaş önerebilir. Bunu %100 lehinize çeviremeyebilirsiniz, ancak şartları daha iyi hale getirmek kendinizi ifade edebilme becerinize kalıyor.

İçinize sinmese de şartları kabul ettiniz ve işe başladınız. Çünkü bir yerden başlamanız gerekiyor. Çalışma şartlarınız çalıştığınız yere ve size bağlı olarak aynen devam edebilir ya da şartlar daha iyi hale gelebilir. Ancak, genelde ilk iş yerlerinde (kurumsal firmalar hariç) şartlar daha iyi hale gelemeyebiliyor ve iş değiştirmeniz gerekebiliyor. Piyasada genellikle 2 ya da 3 yıllık çalışanlar görece daha deneyimli sayılmaktadır. Dişinizi sıkın ve çalışmaya devam edin, edinebildiğiniz deneyimi kazanmaya çalışın. Deneyim kazandıkça, vizyonunuz geliştikçe, düşünceleriniz ve fikirleriniz sizi daha iyi seviyeye kendiliğinden getirecek (mücadele ettiğiniz sürece). Güzel de işler yaptıysanız portfolyonuzu güncelleyerek daha iyi şartlarda iş bulmanız kolay hale gelecektir.

Aslında ilk iş yeri hem deneyim kazanma hem de acemiliği atma açısından bir tasarımcının kırılma noktasıdır. Bu nedenle alacağınız maaştan öte (tabi ki haklarınızı vermesi koşulu ile), çalıştığınız firmanın size neler katacağına odaklanmanız gelişiminiz açısından daha önemli. Yaratıcılığınızı kullanamadığınız, ancak başlangıçta çok para kazanabileceğiniz bir yer sizin zamanla körelmenize bile neden olabilir.

‘Mezun olduktan sonra ben kendi işimi yapacağım, firmada çalışmayacağım ki, ne gerek var portfolyoya’ diyebilirsiniz. Demeyin, çünkü bu sefer de müşterilere ben bu işi yapabilirimi göstermeniz için portfolyo şarttır. Sırf portfolyonuzu beğendikleri için bile sizinle çalışmayı isteyebilirler. O derece önemlidir yani. Mümkünse kendinize ait bir web sitesi ve kartvizit tasarlamalı ve yola koyulmalı. Kendi işinizi yapmak ve çalışma hayatı ile ilgili detaylı bilgileri endüstriyel tasarım iş hayatı başlığında açıklamaya devam edeceğim.

Endüstriyel Tasarım İş Hayatı

endüstri ürünleri tasarımı tasarımcı

Mezun olduktan sonra karşılaştığınız ilk problem işe girerken istediğiniz şartları sağlayamamak oldu. (Belki de sağladınız, umarım öyle olmuştur). Çalışma hayatına adımınızı attınız ve sizlere projeler veriliyor, siz de çiziyor ve tasarlıyorsunuz. Okulda devamlı yeni fikirlerin peşinde koşarak tasarladığınız ürünler gibi bambaşka şeyler tasarlamak ve gerçekleştirmek istiyorsunuz. Hazır olun, karşılaşacağınız ikinci problem ise; çok güzel tasarladığınız ürünler için devamlı üretilmez, pahalı olur, maliyet kurtarmaz, kalıptan çıkmıyor gibi birçok olumsuz geri bildirim olacaktır. Bu bildirimlere çözüm bulmak sizi geliştirecek ve bakış açınıza yeni bir açı ekleyecek.

Üretim kısıtlamaları ve her istediğini yapamama,

endüstri ürünleri tasarımı

3. Bölümde Endüstriyel tasarımcı ne yapar nasıl tasarlar sayfasında‘’hem tüketici hem de üreticinin şartlarını göz önünde bulundurur. Üretim teknikleri sınırları dışına çıkmaya çalışarak ve kullanım senaryolarıyla tüketicilere yeni bir deneyim sunarken, tasarımların üretilebilir olması için de çözüm arar.’’ diye belirtmiştim. İşte yaratıcı düşünce ve fikirleriniz burada da devreye giriyor. Firmalar ürünleri olabildiğince ucuza mal etmek isterler. Çoğu zaman bu istek, ürünün kalitesini ve özgünlüğünü etkiler. Tasarımcılar da bu noktada o ürünün kalite algısını yükseltmek ve tercih edilir kılmak için devamlı çözüm ararlar. Sonuçta amaç, firmaya kar ettirmek. Dolayısıyla bir ürünü ucuza mal etmek yadırganmamalı. Ama, burada denge önemli.

Bu amaçla bir tasarımcının neyi neden çizdiği çok önemlidir! Okulda da karşılaşacağınız ‘’her canının istediğini çizemezsin’’ lafı bunun içindir. Düşünce ve fikirlerinizin bir temeli yok ise, önerinizin değeri de kalmaz.

Altyapı ve talepler

Seri üretilecek yeni bir ürün için ideal süreç, ürünün tasarımı tamamlandıktan sonra altyapının (elektronik kart vs.) bu tasarıma göre hazırlanmasıdır. Bu şekilde tasarım yapmak bir tasarımcının idealidir. Ancak, bazı durumlarda tüm altyapı bellidir ve o altyapıya göre yeni bir ürün tasarımı istenir. Bunun sonucunda; farklılaşabilmek için yapılabilecek olasılıklar kısıtlanmış oluyor ve üretim şartları ile maliyet de işin içine girince süreç biraz daha zorlaşıyor. Bu nedenle aklınızdaki pek çok fikri gerçekleştiremiyor oluyorsunuz. Tasarımı, ürün üzerindeki dengeyi ve tüm proporsiyonu bu şartlarda tamamladıktan sonra altyapının değişmesi ise tam bir işkence. Pek çok şey sil baştan!!! (Çok sık olmamakla birlikte, üretim tekniği, üretici kabiliyeti ve maliyetten ötürü nadiren böyle bir durum yaşanabilmektedir.)

Bir çıt kaydıralım, bir tık daha büyüsün

karikatür
Yiğit Özgür’ün kaleminden.

Altyapının değişmesi, üreticinin o tasarımı üretebilecek kapasitesinin olmaması ya da maliyet azaltma çalışması gibi teknik nedenlerden dolayı tasarlanan üründe değişikliğe gitmek gerekebiliyor. Fakat bu değişiklikler bazen de sırf müşterinin zevki doğrultusunda gerçekleşebiliyor. İş yaptığınız kişiler ne istediklerini bilemedikleri gibi, tarzı sizinkinden çok farklı da olabilir. Bu nedenle bitmek bilmeyen değişim döngüsü içerisine girebilirsiniz. Aslında bu durumda yanlış bir şey yok, karşınızdaki kişi sizden bir hizmet talep ediyor ve karşılığını görmek istiyor. Dolayısıyla taleplerini yaptırmak istiyor, işimiz tasarımlarla müşteriyi memnun etmek. Ama her istediği doğru olmayabilir, onları yönlendirmek ve olması gerekeni de savunmak işimizin bir parçası. İşin bu kısmının zorluk derecesi, iş yaptığınız kişinin vizyonuna bağlı.

Zaman baskısı, deadline (teslim tarihi)

kum saati

İdeal çalışma koşullarında, başlanan tasarıma belirli bir süre tanımlanır. Bu tanımlanan süre içerisinde araştırma yapılır ve eskizlerle tasarıma başlanır. Sonrasında, ölçüleri de belirlenerek modellenir ve sunum haline getirilir. Prototip hazırlanır, alternatif seçilir ve üretim süreci başlar. Evet, gayet güzel ilerliyor her şey. Fakat gerçek hayatta, her şey üst üste gelerek zaman planlaması olması gerektiği gibi olamayacak. Eski yaptığınız tasarımların bitmek bilmeyen üretim takipleri ile yeni tasarım süreciniz çakışacak. Yeni tasarım bazen o kadar acildir ki, teslim tarihine yetişebilmek için gece gündüz çalışmanız gerekecek. ‘’Bu kez yetişmeyecek galiba’’ diyecek ama yetiştirmeyi yine başaracaksınız. Çünkü tasarım süreçlerinin doğası böyle. Bu durum, firmaya göre daha kötü ya da az kötü olabilir:)

Freelance çalışanlar, kendi işini kuranlar

serbest meslek kendi işin

Bu konu için kendi işini yapanlar çok daha net ve dolu bilgiler verebilir. Yine de, öğrenciyken ve kurumsal firmada çalışmaya başlamadan önce deneyimlediğim birkaç tecrübeme dayanarak genel şeylerden bahsetmek isterim.

Öncelikle şunu diyebilirim ki, evet bu işte patron sizsiniz ancak, asıl patronunuz bu kez müşterileriniz. Çünkü, patronun değil müşterinin istekleri ile mücadele ediyorsunuz. Bu nedenle para kazanabilmek için onları ikna etmeye harcanan efor, tasarıma harcanan efor kadar olabiliyor. Ayrıca vergilendirme konuları bir hayli canınızı sıkabilir, iyi bir muhasebeci bulmanız pek çok hesaplama işinde sizleri güzel yönlendirmesi konusunda iyi olacaktır.

Tercih edilebilir olmak ve tanınmak için geniş bir çevre bu çalışma şeklinin en temel şartı diyebilirim. Çünkü tanınmayan bir kişiye iş vermek, karanlık bir odanın ışığı açılmadan önce o odada ne olduğunu bilmemeye benzer. Kişisel portfolyo, oda içerisindekiler hakkında fikir verebilir ama odanın ışığının açık olması için birilerinin önceden o odaya girmiş olması gerekir.

Çalışma saatleri çok daha esnek, çok daha rahat ya da çok daha yoğun olabilir. Birbirinden farklı olan bu çalışma temposu, tasarımcının ne miktarda para kazanmak istediğiyle orantılıdır. Ama kendi işini yapmanın en temel farkı, bir sonraki iş ne olacak? Ne kadar para kazanabileceğim? Para kazanabilecek miyim? gibi sorulardır. Çünkü gelen işlerin yoğunluğuna bağlı olarak bir ay çok güzel kazanmışken, diğer ay hiç kazanamayabilirsiniz. (Gerçi bu durum bütün meslekler için geçerlidir.) Bu çalışma şeklinde, firmada çalışırken kazanılabilecek paradan çok daha fazlasını kazanma potansiyeli mevcuttur. Bu da yukarıda bahsettiğim gibi tasarımcının çevresine, kendini ifade ediş biçimine, iletişimine, müşterileri ikna etme kabiliyetine ve de tasarım çizgisiyle insanları memnun edebilmesine bağlıdır.

Hep mi olumsuzluk hep mi zorluk?

iyi kötü yönler

Hiçbir meslek %100 kolay, muhteşem ve toz pembe değildir. Her mesleğin zorlukları vardır. Burada bunları açıklamamın nedeni, okurken ‘ben bunu yapabilirim, ya da yapamam ya’ diyebilmeniz için fikir vermek. Peki, bu zorluklar sizi endüstriyel tasarımdan soğuttu mu? ‘Çizmekten tasarlamaktan hoşlanıyorum ama bu şekilde mücadele etmek ve sürekli yoğun çalışmak bana göre değil’’ mi diyorsunuz?  Öyleyse biraz da endüstriyel tasarımın meslek hayatındaki güzel ve eğlenceli taraflarına değinerek neden tasarımcılar bu meslekten keyif alıyor bahsedeyim.

Tasarlanan bir ürün, o tasarımcının bir parçası, çocuğu gibidir.

Bir bebek düşünün; doğar, büyür ve yetişkin bir birey haline gelir. Gelişim sürecine katkıda bulunan anne baba bu süreçten inanılmaz bir keyif alır, çocuğunun iyi yerlere geldiğini görünce gururlanır. İşte, fikir aşamasındaki bir ürünün kağıt üzerinden, elle tutulur hale gelmesi de benzer bir duygudur. Bir tasarım doğar, büyür, olgunlaşır ve kendi ayakları üzerinde durur hale gelir yani raflarda yerini alır. Bu süreç tasarımcıyı manevi olarak mutlu eder. Çünkü sürecin sonunda o tasarım, yüzlerce belki de yüzbinlerce kullanıcının birer parçası olarak, yaşam biçimlerine yön veren bir ürün haline gelecektir. Birçok şehir ya da ülke de bu şekilde bir parçanızın olduğunu hayal edin? Belki de mesleğin en tatmin edici tarafı budur. Hele bir de tasarladığınız ürünü birine hediye ettiğinizi düşünün.

Başarı; araştırmayı, gezmeyi, deneyimlemeyi kısaca aktif olmayı gerektirir.

tasarım için pozitif yol

Pek çok insan için gezmek zaten başlı başına eğlenceli ve keyifli bir aktivitedir. Endüstriyel tasarımda da tasarımcının kendisini geliştirebilmesinin yollarından biri de, zihnini görsellerle besleyebilmesi için gezmektir. Eğer, elektronik, mobilya, fuarlar, bilgisayarlar, bahçe işleri gibi ilgi alanınıza göre pek çok şeyden keyif alıyorsanız ve de bunların bulunduğu mekanlardan gezmek size keyif veriyorsa o zaman işiniz çok kolay. Kendinizi kolaylıkla besleyebilirsiniz.

Bir endüstriyel tasarımcı mağaza gezerken ürünleri sadece müşteri gözüyle incelemez, aklından bir dolu fikir ve farklı çözüm arayışı geçer. Ne kadar çok gezerse bilinç altına işlenen çözümler, formlar, detaylar, renkler de o oranla artar. Bir müşteri veya birey olarak endüstriyel tasarımcı kendi hayatında da güzeli beğenir, detaylara dikkat eder, problemi çözer, eleştirir ve araştırır. Kısacası mesleği hayatının bir yansımasıdır.

Yalnızca mağaza gezmek değil, yaşadığımız çevrenin, gittiğimiz şehir ve ülkelerin kültürlerini de öğrenmek adına sokaklarını, yaşam alanlarını, müzelerini ziyaret etmek ve insan davranışlarını gözlemlemek işimizin bir parçasıdır.

Sadece Türkiye sınırlarında değil, yurt dışında da birçok fuar ve tasarım haftaları düzenlenmekle birlikte tasarımcılar çevresini ve vizyonunu buralarda geliştirmektedir. Değişen ve yenilenen tasarım ve yaşam üzerine trendler buralardan takip edilebilmektedir. Ayrıca sırf trend takibini yapan ve bu alan üzerine yoğunlaşan tasarımcılar da mevcuttur. Yani endüstriyel tasarım, tasarımcının yetenek ve tercihine göre çalışma alanı oldukça geniş bir meslektir.

Son Söze Doğru;

Endüstrinin öneminin hiç bitmediği günümüzde Endüstriyel tasarımcılara her zaman iş olacaktır. Zaman içerisinde farklı iş kolları ile yeni çalışma alanları da açılmaktadır. Otomasyonun gelişmesi nedeniyle, bazı mesleklerde makinelerin çalışanların yerine geçmesine neden olmuştur. Yapay zekanın da benzer hızla gelişiyor oluşu, otomasyon gelişimi gibi, farklı sektörlerde de insanların yerine geçebileceği tartışma konusu. Mesela; Cosmopolitan of Las Vegas Hotel, Radisson Blu Edwardian Hotels, Hilton Worldwide otellerinde yapay zekalar, müşterilerin istek ve şikayetlerini dinleyerek onlara yardım etmeye başlamış olup, yaygınlaşarak standart haline gelmesi kaçınılmaz bir durum haline gelmiştir.

Peki, bu gelişen teknoloji, yapay zeka endüstriyel tasarım yapabilir mi? Kişisel yeteneğe ve soyut kavramlar üzerinden ilerleyen bizim mesleğimizde durum biraz daha farklı.

industrial design

willrobotstakemyjob.com web sitesinde yapay zekanın yerimizi alıp alamayacağını test ettiğimizde, bu mesleğin halen insanların yapacağı güvencesi mesleğin önemini ve zorluğunu gösteriyor. Dilerseniz farklı meslekleri de link üzerinden deneyebilirsiniz.

 

Gerçekten Son Söz;

yetenekler gerekenler

Endüstriyel tasarım hakkında aklınızda soru işareti kalmayacak şekilde ve bu bölümün size göre olup olmayacağını karar verebilmenize yardımcı olabilmek adına bilgim ve tecrübelerim dahilince yazmaya çalıştım. Tekrar belirtmek isterim ki, bu bölümde çok güzel çizmek yeterli değil. Çizim becerisi yapbozun yalnızca bir parçasıdır. Fikirleri anlatabilmek için çizebilmek önemli bir faktör olsa da, üretim ve kavram alanında çözümler bulabilmek için her zaman çizim yeteneğine gerek olmuyor. Farklı düşünebilmek, yenilikçi arayışlar içerisinde olabilmek, belli bir seviyeye kadar teknik detaylardan anlayabilmek, araştırabilmek, iletişim kurabilmek, sunum becerisine sahip olabilmek bu yapbozun diğer parçalarıdır. Dolayısıyla bu bölümü seçerken artıları ve eksileriyle anlattıklarımı tüm bu yazdıklarımı kendi içinizde mutlaka değerlendirin.

Fikirlerinizi somutlaştırmak sizi ne kadar heyecanlandırıyor? Eğer cevabınız evetse şimdiden aramıza hoş geldiniz 🙂