Endüstriyel Tasarım Öğrencilerini Üniversite Hayatında Neler Bekliyor?

Önceki bölümlerde endüstriyel tasarımın öneminden ve tasarımcıların ürünleri nasıl tasarladıklarından bahsetmiştim. Peki, biz tasarımcılar nasıl bir eğitim görüyoruz? Hangi üniversitelerde okuyoruz? Üniversite hayatında neler yaşıyoruz ve iş hayatına atılana kadar kendimizi nasıl geliştiriyoruz?

Yazımın 4. Bölümünde üniversite hayatında endüstriyel tasarım öğrencilerini nelerin beklediğinden, yarışmalardan, Erasmus eğitim programından, workshoplardan ve bu bölümü hangi üniversitelerde okuyabileceğinizden bahsedeceğim.

 

Üniversite Hayatında Sizleri Neler Bekliyor?

Endüstriyel Tasarımı çok istediniz. Stresli geçen üniversite hazırlık dönemi ve sınavı sonrasında bu bölümü nihayet kazandınız. Artık rahatsınız ve rahat olacağınızı düşünüyorsunuz. Peki, lise hayatından sonra üniversitede rahat bir öğrenim döneminiz olacak mı? Bu sorunun cevabı (açık konuşacağım) maalesef ‘Hayır’. Hayır mı? Bunun iki sebebi var, şöyle ki;

Birinci sebep; okulun ilk yılı ders ve ödevler bakımından oldukça yoğun. Şahsen çizim yapmayı her ne kadar çok seviyor olsam da, özellikle bu ilk sene benim için bile gerçekten yorucuydu. Çünkü paragrafın başında da belirttiğim gibi bu bölümün özellikle ilk senesi, sayısız uygulama ödevlerinden dolayı oldukça yoğun. Tamam, belki çizim ödevleri yapmak keyifli ama teorik derslerle devamlı çakışması ve bu ödevlerin ciddi zaman alması zorluğu artırıyor. Sonuçta gençsiniz, arkadaşlarınızla dışarıya çıkmak en doğal hakkınız. Zaman planı beceriniz ve uykusuzluğa karşı direnciniz burada önemli.

İkinci sebep; üniversitenin ilk senesinin genellikle sorgulamayla geçiyor olması. Yani; ‘’bu bölüm gerçekten size uygun mu, ödevler ve çalışma yöntemleri yapabileceğiniz ve yapmayı isteyeceğiniz şeyler mi, hayatınızı bu işle geçirmeyi istiyor musunuz, yoksa böyle bir şey beklemiyor muydunuz?’’ gibi soruları yaşadıkça sorguladığınız ve cevap aradığınız sene oluyor. Bu cevap arayışınız ders yoğunluğuyla da birleşince zorluk artıyor. Bu nedenle öğrencilerin pek çoğu genellikle ilk senesinde bu bölümü bırakıyor. Cevaplar sizin için olumlu oluyorsa o zaman devam ediyorsunuz 😉

Çizmeyi, tasarlamayı, araştırma yapmayı ve sunum yapmayı seven biri iseniz bahsettiğim olumsuzluklar sizi korkutmasın.

Bahsettiğim bu yoğunluk ve hayır cevabı gözünüzü o kadar da korkutmasın. Sürecin mantığını kavrayınca ve düşünce yapınız geliştikçe, işler sizin için keyifli hale gelmeye başlayacak. Ayrıca okulun son yıllarına doğru yoğunluk bi’ çıt azalıyor. Çizmeyi, tasarlamayı, araştırma yapmayı ve sunum yapmayı seven biri iseniz sizin için tek zorluk; bol kahveli, sabahlamalı ve uykusuz geçecek proje teslim haftaları olacaktır. (Proje teslim haftası ile ilgili detaya birazdan geleceğim.)

Ömür boyu sürecek arkadaşlıkların temelleri atılacak.

Yalnız olmayacaksınız. Sizler gibi aynı zorlukları yaşayan sınıf arkadaşlarınız da isyan edecek. Bu yoğun dönemlerde paylaşacağınız anılar, yardımlaşmalarınız, yıllar sonra hala devam edecek dostluklara da zemin hazırlayacak.

Yoğun yoğun deyip duruyorum. Peki bu yoğunlukta neler öğretiliyor?

Lise yıllarımda, hep merak ederdim; tasarımcılar bir ürünü çizmeye nereden başlıyorlar, kime göre, neye göre tasarlıyorlar, nasıl oluyor da oluyor bu işler? 1. sınıfta Tasarıma Giriş dersinde bunun mantığını çok güzel anlıyorsunuz ve devamında bunun gibi pek çok konuda aydınlanma yaşıyor olacaksınız. Tasarım ve sanat üzerine temel bilgiler aktarılıyor olacak. Sayısız uygulama ödevleriyle tasarlama beceriniz, doğrudan bir refleks haline gelecek. Farklı düşünme yapınız gelişecek.

baykuş telefon araç maket

Maket dersinde tasarladığınız ürünlerin maketini çeşitli malzemelerle yapmayı öğreneceksiniz. Yukarıdaki görsel okul dönemi boyunca yaptığım maketlerden bazıları.

Hocalarınız, her canınızın istediğini neden yapamayacağınızı çok güzel anlatıyor olacak. ‘’Attığın taş ürküttüğün kuşa değmeli’’, ‘’Ters açı var kalıptan çıkmaz’’ cümlelerini bolca duyacaksınız. ‘‘Ver suyu’’, ‘’sabunlama’’, ‘’s*çtım mavisi’’, ‘‘makinayı rendera bıraktım’’ gibi tabirler ise çok sık kullanacağınız cümleler haline gelecek. (Detaylarına girmiyorum, okulda öğreneceksiniz nasıl olsa.)

Bol bol para harcamaya hazır olun!

çizim maket cetvel

Harçlıklarınızı biriktirin! Boya kalemleri, markerlar, toz pasteller, cetveller, kağıtlar yapacağınız çizimler için alacağınız malzemelerden bazıları. Ayrıca straforlar, kartonlar, mukavva, el aletleri gibi malzemeler de yapacağınız maketler için gerekli olacak. Sunumlarınız için ozalitçiden de bolca baskı alacaksınız. Gördüğünüz gibi masraflarınız bir hayli çok olacak ama emin olun ortaya çıkan işler bu masraflara değiyor. 🙂

Tasarımcı için eskiz ve 3 boyutlu çizim becerisi, bir kuşun uçabilmesini sağlayan kanat kadar önemlidir.

Tasarlamaya yönelik çizim dersleri ile birlikte 3 boyutlu modellemeyi de öğreneceksiniz. Okulda öğretilmese de öğrenmelisiniz. Çünkü insanlar zihninizi okuyamaz. Kelimelerle saatlerce ifade edeceğiniz formlar o kişinin zihninde bambaşka canlanabilir. Buna karşın, hızlıca kağıda dökeceğiniz bir eskiz ya da bilgisayarda oluşturacağınız 3 boyutlu modellemeniz anlaşılmanızı sağlayacaktır. Bu amaçla aklınızdaki fikirleri karşınızdakine aktararak iletişim kurabilmek için eskiz ve 3 boyutlu çizim becerisi, bir kuşun uçabilmesini sağlayan kanat kadar önemlidir. Aşağıdaki farklı amaçlar için 2006 senesinde yaptığım çizimler üzerinden bir geçelim.

endüstriyel tasarımcı marker boyama yapar

Yukarıdaki çizimler aklımdaki fikirler üzerinde konuşabilmek ve çözüm aramak için çizmiştim. Renkli olup olmaması kişisel tercihe bağlıdır. Çizimlerin mükemmel olması şart değildir. Yeter ki anlaşılır olsun. Bir tasarımcının kendisini bu şekilde ifade edebilmesi, anlamasını ve anlaşılmasını, sonuca kısa yoldan ulaşabilmesini sağlar.

3b modelleme render

Soldaki çizim, proje sunumum için. Amaç, tamamlanmış tasarımı etkili bir şekilde sunmak. Bu nedenle, renk kullanımı, ışık gölge tonlamaları ve perspektifin doğru olması önemli. Peki, bu kalitede çizim yapmak şart mı? Gözlemlediğim kadarıyla çizebilmek avantaj ancak şart değil diye düşünüyorum.  Çünkü dijital ortamda sağdaki gibi görseller hazırlamak mümkün. Demek ki çizebilmek önemli ama iyi çizemiyorsanız üzülmeyin.

Anlıyoruz ki tasarımcıların ortak dili görselliktir. Kendilerini 3 boyutlu düşünmelerini sağlayan çizimlerle ifade ederler ve çizim üzerinden konuşurlar. Bu nedenle proje derslerinde hocalarla hep eskizler üzerinden konuşacak ve çözüm arayacaksınız. (Yine proje dersi çıktı karşımıza, birazdan bahsedeceğim)

Tasarım yalnızca araştırma ve çizimden ibaret değildir. Tasarımınızın temelini kuvvetlendirebilmeniz,  haklarınızı koruyabilmeniz ve kendinizi ifade edebilmeniz gibi bilmeniz gereken başka temel konular da var. Malzeme ve üretim teknikleri, ergonomi, teknik çizim, tasarım tarihi, tasarımın korunması (fikri haklar), tasarlanan ürünlerin pazarlanması, görsel iletişim ve grafik dersi (sunumlarınız için olmazsa olmazlardan) portfolyo hazırlama okulda size aktarılacak başlıca konular. Ayrıca yenilikçi bakış açınızı ciddi ölçüde geliştirecek ve sorgulamayı, düşünmeyi öğretecek proje dersleri ile çizim ve tasarlama kabiliyetiniz de geliştirilecek. (Haydaaaa, yine proje dersi?)

Proje dersi deyip duruyorum, öyleyse;

Nedir Bu Proje Dersi, Proje Teslim Haftası?

araç tasarım süreci

Bütün bunların arasında belki de sizi en çok zorlayacak ancak işin sonunda da en çok tatmin edecek ders proje dersleridir. Çünkü teorik olarak öğreneceğiniz birçok bilgiyi bu derste uygulayacaksınız. Bölümün en sevdiğim özelliğidir, bilgi uygulama yapıldıkça kalıcı hale geliyor ve alışkanlığa dönüşüyor. Proje dersi bunu sağlıyor.

Okuldan okula proje süreçleri değişmektedir. Bazı okullar bir dönemde 1 proje yaparken, bazı okullar 3 projeye kadar çıkmaktadır. Bazen bireysel projeler yaparken, bazen de grup projeleri yapacaksınız. Burada ekip çalışmasının önemini anlayacaksınız.

Proje dersinde neler yapılıyor?

araştırma eskiz çizim

Bu derste, seçeceğiniz konu üzerinde araştırma yapacak, ailenizle ya da sektörle ilgili kişilerle röportajlar düzenleyecek, gözlemlerde bulunacak, problem tespit edeceksiniz… Bu verilere göre eskiz çizecek, ergonomiyi deneyimleyebileceğiniz maketler yapacak ve sonunda problemi çözen fikrinizi tasarlayarak ürününüzü ortaya koyacaksınız. Bu süreçte farklı olasılıkları bir araya getirip karar alacaksınız. Bunlar bazen doğru bazen yanlış olacak. Mesela, form arayışı sırasında çizdiğiniz eskizlerin maketlerini yaptığınızda, çizdiğiniz formun uygun olmadığını ya da ölçülerin tutarsız olduğunu anlayacak ‘’ben ne yapmışım yaw?!?!’’ diyeceksiniz. Bazen hocalarla anlaşamayacak, arada kalacaksınız. ‘’Ne diyor bu hoca ya!!’’ diye kızacaksınız. Ancak, zamanla olgunlaşacak karar mekanizmanız sizin çizginizi ve prensiplerinizi belirleyecek.

deneyimleme araç

Önemli : Yukarıdaki paragrafta açıkladığım bir cümlenin üzerinden yeniden geçelim. ‘’form arayışı sırasında çizdiğiniz eskizlerin maketlerini yaptığınızda, çizdiğiniz formun uygun olmadığını ya da ölçülerin tutarsız olduğunu anlayacak ‘’ben ne yapmışım yaw?!?!’’ diyeceksiniz.’’ Neden bu cümle üzerinden ikinci kere geçtim? Maket yapmanın önemini vurgulamak için. Çünkü tasarım yaparken formu, oran orantıyı, özellikle ergonomiyi her zaman çizim ve dijital ortamda ekranlara bakarak tamamlamak mümkün olmuyor. Son kararı verirken ürünün gerçeğini deneyimlemeli, elinizde tutmalı ve kullanım provası yapmalısınız. Bu amaçla tasarım süreci boyunca eskiz maket ve bitmiş tasarımın üretimi öncesinde de gerçeğinin birebir benzeri olan prototip yapımı kesinlikle atlanılmaması gereken adımlarından biri. Yukarıdaki fotoğraf, benzin istasyonlarında kullanılan hava-su ünitesi Angling isimli okul projeme ait. Ölçekli yaptığım maketin arabalar ile oranını görüyorsunuz. Bu maket ile senaryoyu deneyimleyerek projenin çalışma potansiyelini belirleme şansım oldu.

Jüriye yetişebilmek için geçirilecek uykusuz gecelere hazırlıklı olun.

endüstriyel tasarımcı proje sunumu

Proje dersi sonunda, tasarladığınız ürününüzün sunum paftalarını hazırlayacaksınız. Sunum paftaları, ürünün senaryosunu, kullanıcı ile ilişkisini, teknik resimlerini, detaylarını gösteren patlamış perspektifini, hangi probleme çözüm bulduğunuzu kapsıyor. Tüm bunları hazırlarken bir yandan da maketini hazırlamanız gerekecek. Yetiştirebilmek için sabahladığınız günler olacak. Bu yorgunlukla hazırladığınız sunumu ve maketi jüride hocalarınıza anlatacak, kendinizi savunacaksınız. Bu jüriler genellikle hararetli geçiyor diyebilirim. Hocalar sürekli açığınızı yakalamaya çalışacak, her yönden sıkıştıracak, tasarımınıza ne kadar hakim olduğunuzu ölçecekler. Kısaca, hem güzel bir ürün tasarlamalı hem de yaptığınızı akıcı bir şekilde anlatacak kadar konunuza hakim olmalısınız.

İşte bunu ben yaptım!

Proje dersinin sonunda ortaya çıkan ürünler sizin birer çocuğunuz olacak. ‘’İşte bunu ben yaptım’’ diyebileceğiniz bir iş ortaya koymuş olacaksınız. Başkaları beğendiğinde hoşunuza gidecek, gururlanacaksınız:) Okul proje derslerinde tasarladığım Freeve, Subaqua ürünlerini inceleyebilirsiniz.

Döneminiz ilerledikçe, proje derslerinin kapsamı ve sizlerden beklenen performans artmaktadır.

İlk proje dersi, işin mantığını kavramanız içindir. Ortaya bir fikir atmanız, o fikre çözüm üretmeniz ve fikrinizi tasarlamanız yeterlidir. Bu süreçte öğreneceğiniz üretim teknikleri ile ilgili koşulları da yerine getirmelisiniz. Ancak bazı atlanılan detaylar görmezden gelinebilir. Ayrıca sunum paftalarınızı el çizimi yaparsınız. Anlatım tekniklerini uygulayarak anlaşılır bir sunum yapmanız beklenir. Ancak, mezuniyetinize yaklaştıkça üretilemeyen ve kalıptan çıkmayan parçalı tasarımlar hiç hoş görülmez, başınızı ağrıtır ve kalmanıza neden olabilir. Bilgisayar ortamında sunum hazırlayabilir, animasyon yapabilirsiniz. Bu işleri hangi programlardan yapabileceğinizi 2D,3D Tasarım, Animasyon ve Render Programları konu başlıklı yazımda bulabilirsiniz. Ayrıca fikriniz, çözümünüz ve tasarım formunuz özgün ve yenilikçi olmalıdır. Olmalıdır ki, piyasaya atıldığınızda kendinizi ifade eden, fikir ve çözümlerinizle yön verebilen, özgün tasarımlar yapabilen bir endüstriyel tasarımcı olarak varlığınızı kabul ettirebilin.

Yarışmalar

design award

Üniversite hayatı sadece dersler ve projelerden ibaret mi? Tabi ki değil. Öğrenim sürecinde hem maddi hem de manevi olarak sizleri mutlu edebilecek katılabileceğiniz tasarım yarışmaları mevcuttur. Birbirinden farklı sektörlerin düzenlediği bu yarışmalarda dereceye girerek hem para kazanabilir hem de mezun olduğunuzda iş bulmanızı kolaylaştırabilirsiniz. Aynı zamanda bireysel becerinizi de sınamış olursunuz. Farklı alanlarda elde edeceğiniz başarılar, dikkat çekmenizi sağlayacaktır. Üzerinize çektiğiniz bu dikkatin kalıcı olmasını sağlamak ise yeteneğinize ve kendinizi ifade ediş şeklinize bağıldır.

Bu yarışmalar yalnızca öğrenciler için değil profesyonellerinde katılımına açıktır. Yarışmaların takibini http://www.arkitera.com/yarisma ve http://www.tasarimyarismalari.com/ web sitelerinden takip edebilirsiniz.

Ayrıca uluslar arası düzenlenen ve prestij açısından önemi olan (tasarımın Oscarı olarak görülen) Reddot ve IF tasarım yarışmaları bir tasarımcının elde etmeyi isteyeceği ödüllerin başında gelmektedir. Reddot ve IF tasarım yarışmalarının konsept kategorileriyle birlikte Design Turkey, German Design, Good Design, A’Design, UX Design gibi başlıca uluslararası yarışmalar tasarımın marketteki saygınlığını ve bilinirliğini artırmaktadır.

Erasmus Eğitim Programı

avrupa erasmus ders

Bir soru vardır, ‘Çok gezen mi bilir? Yoksa çok okuyan mı?’. Şöyle düşünelim, deneyimlemeden devamlı okuyarak edinilen bilgi ne kadar kalıcı olur? Büyüklerimizin yapma dediği şeyleri, ne zamanki yapıp hata olduğunu anlıyoruz ve pişman oluyoruz, o zaman ders çıkartıyoruz. Peki devamlı geziyoruz ama gittiğimiz yerleri bilmiyoruz? Öğrenmiyoruz? Araştırmıyoruz? Not etmiyoruz? Sonrasında ne kadar aklımızda kalır? Bu nedenle, iki eyleminde eşit olması gerektiğini düşünüyorum. Bu oran bireylerin karakterlerine göre farklılık gösterebilir, neyse. Özetlemek gerekirse, yenilik ve farkındalık yaratma arayışında olan tasarımcılar için bu durumun, çok daha özel bir yeri olduğunu söylersek, yanlış olmaz.

Bulunduğu ortamı değiştirmeden devamlı okuyan ve araştıran birinin algılarıyla, konfor alanını bozan ve yeni yerler keşfeden bireylerin algılarının çok daha farklı olduğu bilinmektedir.

Okul hayatınızda konfor alanınızı bozarak beyni bu şekilde beslemek ve algıları geliştirmek için en iyi fırsatların başında Erasmus eğitim programı gelir. Farklı insan, kültür ve çevreleri tanıyabileceğiniz, karakterinizi geliştirebileceğiniz bu eğitim programını, özellikle bir tasarım öğrencisi mutlaka deneyimlemeli. Yaşayacağınız zorluklar ve bunlara bulacağınız çözümler, ürünlere olan bakış açısını dahi etkileyerek sizleri daha aktif tasarımcı haline getirecektir.

Ayrıca tasarım alanında pek çok kaynağın ingilizce olduğunu hatırlatmak isterim. Bu sayede dilinizi de geliştirerek erişebileceğiniz kaynakların çapını artırmış olursunuz.

2007 senesinde Erasmus eğitim programı kapsamında Berlin’e gitmiştim. Yurttaki odanın kapısından içeri girip valizimi kenara çekerek, sandalyeye oturup dedim ki ‘Ne işim var benim burada???’. Ama 5 aylık sürecin sonunda düşüncelerim ise bambaşkaydı, dönmek istedim:)

mirror yansıma ürüm tasarımı

Bu süre boyunca Berlin Sanat Üniversitesinde tasarlamış olduğum Face to Face sandalye projesi, tasarımın sanat yönünü sorgulamam konusunda farklı bir deneyim kazanmamı sağlamıştır. Hem yansıma temasını işlediğim, sayısız eskiz sonrasında da okulun atölyesinde birebir kendisini ürettiğim bu projenin detayları için face to face linkine tıklayabilirsiniz.

Tabi ki Erasmus programı, gelişiminiz için tek fırsat değildir. Okul içerisindeki kulüpler ve düzenlenen workshoplar güzel fırsatlar olabilir. Ayrıca stajlar firmalar ve sektör hakkında fikir edinmenizi sağlayacaktır.

Staj ve Erasmus Stajı

the intern
Bu görsel, stajyerliğe bambaşka açıdan yaklaşan the Intern filminin afişidir. Oldukça eğlenceli. İzlemenizi tavsiye ederim.

Okulda tasarımla ilgili gerekli donanımı öğrenmeye devam ediyorsunuz. Proje mantığını da kavradınız. Genelde bu proje derslerinde hayal gücünüzü geliştirmek adına seçtiğiniz konular sınırları zorlayan ve yenilikçi ürünler oluyor. Gayet keyifli, belirli bir mantık içerisinde ne isterseniz yapıyorsunuz. Peki, piyasa da neler dönüyor? Bir şeyler tasarlıyorsunuz ama bunlar gerçekten üretilebiliyor mu? Üretilebiliyorsa nelere mal oluyor? Ofis ortamlarında işler nasıl yürüyor? Tasarımcılar bir gününü nasıl geçiriyor?

Bu soruların cevaplarını en net şekilde deneyimleyerek öğrenebilirsiniz. Hem de mezun olmadan! Şirketlerde ve tasarım ofislerinde staj yaparak. Genellikle yaz dönemine denk gelen bu süreç ortalama 1 ay ile 3 ay arasında değişiyor. 6 aya kadar uzayabiliyor. Çalışacağınız kurumun ve okulunuzun talebi doğrultusunda. Bazı okullar stajı zorunlu tutarken (doldurulması gereken belirli gün vardır ve bu gün süresi doldurulmadan mezun olunamaz) bazı okullar serbesttir. Okulunuzun zorunlu stajı yoksa bile staj yapın.

staj programı proje

Stajın bir diğer önemi de ileride çalışacağınız sektör hakkında fikir sahibi olmanız ve seçmeniz konusunda yardımcı olması. Mesela, 2007 senesinde üniversite 3. Sınıfın yaz döneminde Arçelik te yaptığım staj, hem çalışma ortamını görmemi, hem de yapılan işler hakkında fikir sahibi olmamı sağladı. Bu deneyimim sayesinde mezun olduktan sonra Arçelik te çalışmayı istedim. Ayrıca Arçelik işe alım sürecinde burada yaptığım staj da etkili olmuştur. Ofisler ve firmalar kendi bünyelerinde ki stajyerlerin çalışmalarından memnun kaldıkları takdirde, onları işe almaları da olağan bir davranıştır.

Deneyiminizi uluslararası düzeyde geliştirmek, farklı kültürlerle bilgi birikiminizi beslemek için yurt dışı stajı Erasmus programıyla mümkün.

Çalıştaylar (Workshoplar) & Üniversite Etkinlik Kulüpleri

Bu başlıkla ilgili bilgileri, öğrenim hayatında workshoplar üzerine güzel deneyimler kazanmış ve Anadolu Üniversitesinden endüstriyel tasarım bölümünden mezun olan eşim Büke Vancı’nın kaleminden sizlerle paylaşıyorum.

Workshop = Çalıştay

ekip çalışması

Bölüme başladığım günden itibaren özellikle üst dönemlerinden ‘workshop varmış arkadaşalar, katılıyor muyuz?’ cümlesi duyar olmuştum. İyice merak ettim nedir bu workshop diye. Türkçesini çalıştay olarak bildiğimiz; belli bir konuda, çeşitli konuşmacılarla (moderatör), katılımcı kişilerin çalışmalarını, düşünmelerini ve öğrenmelerini sağlayan uygulamalı bir etkinlik diye açıklayabilirim. İlk workshopa birinci sınıfta katıldım ve mezun olana kadar toplam 15 workshopta bulundum. Ayrıca son workshopta ise moderatördüm 🙂

İlk olarak workshopların bilgilerine nasıl ulaştığımdan bahsetmek istiyorum. Eskişehir Anadolu Üniversitesinde okuduğum için bence biraz şanslıydım. Bölümde bulunan Tasarım Kulübü hakikaten çok aktif ve etkin bir kulüptü. Üyesi olduğum bu kulüpte ilerleyen yıllarda kulüp yönetiminde çalıştım. Kulüp olarak farklı konularda ve alanlarda çalışan sektördeki tasarımcılara ulaşmaya çalışıyorduk. İletişim kurabildiklerimiz kişiler ve firmalarla çeşitli alanlarda workshoplar düzenliyorduk. Belki de katıldığım workshopların yarısını okulumuzun tasarım kulübü sayesinde edindim. Bu şekilde Tasarım Kulüpleri hemen hemen her üniversitede bulunmaktadır. Kendimden bir örnek verecek olursam; 2012 yılında katıldığım Biyomimikri workshopuna ODTÜ tasarım kulübünden ulaşmıştım. Benim tavsiyem ulaşabildiğiniz her üniversitenin tasarım kulüplerini takip edin.

Vee facebook! Sosyal medyayı es geçmeyin!!!

Facebook üzerinde Türkiye çapında endüstriyel tasarım öğrencilerinin ve profesyonellerin bulunduğu çok çeşitli gruplar bulunmaktadır. Farklı şehirlerde etkinlikler düzenleniyor. Özellikle İstanbul’da çok fazla workshop düzenlenmekte. Facebook bunları takip edebilmek için inanılmaz bir network sağlıyor.

FUARLAR!!

Her yıl Türkiye’nin farklı alanlarında, çeşitli fuarlar gerçekleşmektedir. Özellikle İstanbul’da bulunan Tüyap ve CNR fuar alanındaki fuarları incelemenizi öneririm. Fuar öncesinde web sitelerini inceleyin.  Buradan fuar alanı içerisinde yapılacak olan workshoplara ulaşabiliyorsunuz ve kayıt olabiliyorsunuz.

Neden Workshoplara katılmalıyım? Faydası ne ki?

Genelde workshoplar için Türkiye’nin her yerinden katılım olduğunu varsayarsak aynı bölümden farklı üniversitelerde okuyan bir sürü arkadaşınız oluyor, yani meslektaşlarınız. Mezun olmadan, bu şekilde büyük bir network ağı oluşturmak hem öğrenim hayatınızda hem de mezun olduktan sonrası için çok faydalı. Workshop etkinliği düzenleyen moderatörler ise genelde tasarımcı kökenli kişiler olup, sektörde tanınmış ve sizin hep merak edip, tanımak istediğiniz kişiler oluyor. İşte workshoplar bu kişilerle iletişim kurabilmek için en güzel fırsat.

Peki, Workshoplardan neler öğrendim ve edindim?

Workshoplar kimi zaman bir günlük olurken, kimi zaman üç günlük, kimi zamansa bir haftalık olabiliyor. Katıldığım her workshopda mesleki olarak güzel detaylar öğrendim. Neler mi? Farklı koşullarda hızlı bir şekilde problem çözme ve fikir yürütme becerisi, kısa sürede etkili sunum hazırlamak, sınırlı malzemelerle derdini anlatan maketler yapmak, tasarım programlarını kullanırken püf noktalarını keşfetmek, çeşitli tasarım metotları, ve kalabalık önünde akıcı konuşmak bunlardan ilk aklıma gelenler.

Son olarak, katıldığınız workshoplardan katılım belgesi alabiliyorsunuz. CV nizde ve portfolyonuzda bu workshopları yazabiliyorsunuz. Dahası her zaman anlatabileceğiniz bir workshop anınız oluyor  😉

 

Peki bu bölümü okumaya karar verdiniz. Ama nasıl? Bu bölümü nerede okuyacaksınız, nasıl kazanacaksınız?

Endüstriyel Tasarım Hangi Üniversitelerde Var? Bu bölümü nasıl kazanırım?

yetenek sınavları

Türkiye de bu bölüm ilk olarak 1971 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde resmi olarak kurulmuştur. O tarihlerde Ortadoğu Teknik Üniversitesinde seçmeli ders olan endüstriyel tasarım 1979 yılında kendi başına bölüm haline gelmiştir. Marmara Güzel Sanatlar Üniversitesinde 1985 yılında kurulumu tamamlanan bu bölüm, İstanbul Teknik Üniversitesinde 1989 yılında yüksek lisans olarak başlar ve 1993 yılında bölüm resmi olarak kurulumunu tamamlamıştır. Devlet üniversiteleri listesi şu şekildedir;

  • Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
  • Orta Doğu Teknik Üniversitesi
  • Marmara Üniversitesi
  • İstanbul Teknik Üniversitesi
  • Anadolu Üniversitesi
  • Gazi Üniversitesi
  • Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi
  • Karabük Üniversitesi
  • Selçuk Üniversitesi

Aynı zamanda pek çok özel üniversitede bu bölüm okutulmaktadır.

  • Yeditepe Üniversitesi
  • İzmir Ekonomi Üniversitesi
  • İstanbul Medipol Üniversitesi
  • Bahçeşehir Üniversitesi
  • TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi
  • İstanbul Arel Üniversitesi
  • İstanbul Bilgi Üniversitesi
  • Özyeğin Üniversitesi
  • Işık Üniversitesi
  • Haliç Üniversitesi
  • Okan Üniversitesi
  • Kadir Has Üniversitesi
  • Yaşar Üniversitesi
  • İstanbul Aydın Üniversitesi
  • Beykent Üniversitesi

Bu bölümü kazanmak için Üniversite sınavından sayısal bölümünden ciddi bir puan almak gerekmektedir. Ya da bazı üniversitelerin düzenlediği özel yetenek sınavlarına girerek te kazanılabilir.

Yetenek sınavlarında katılımcılardan istenilen çizimler genel olarak perspektif ve ürün odaklıdır. Adaylardan özellikle hayalden çizimler yapılması beklenir. Sınav kağıt ölçüleri ve sınav süresi okuldan okula farklılık göstermektedir. Öğrenci adayının sınava hazırlanırken gündelik yaşamdan pek çok objeyi ezberlemesi sonrasında hayal gücünden kendi yorumunu katabilmesi için önemlidir. Özel yetenek sınavlarına hazırlık süreci hakkında daha detaylı bilgiler için Üniversite Öncesi Hazırlık dönemi karakalem çalışmaları ve Karakalem Nasıl Çizilir? Karakalem Hakkında En Çok Sorulan Sorular konu başlıklı yazılarıma göz atabilirsiniz.

2018 senesine kadar Mimar Sinan GSÜ ve Marmara GSÜ okulları özel yetenek sınavıyla öğrenci alıyordu. Ancak 2017 senesinde merkezi sisteme geçildi. Sonraki senelerde bu sistem kalıcı mı yoksa yeniden yetenek sınavlarına geri mi dönülecek bilinmez.

Pek çok özel üniversitede yetenek sınavları ise devam etmektedir. Bu sınavlara girebilmek için üniversite sınavından okulun belirlediği baraj puanını geçmek yeterlidir. Her okulun yetenek sınavı tarihi farklı olduğundan takip etmeniz önemli. Çünkü bazı sınavlar birbiriyle çakışabilmektedir. Bu nedenle önceden planınızı iyi yapmalısınız. Bunun için üniversitelerin web sitelerinden duyuruları takip edebilirsiniz.

Umuyorum, endüstriyel tasarım bölümünün üniversite hayatı hakkında fikir verebilmişimdir. Yazıya döktüğüm buradaki bilgiler, tamamen benim gözlemlerime ve yaşadığım tecrübelerime dayanmaktadır. Başkalarının farklı görüşü ve deneyimleri olabilir. Peki endüstriyel tasarımın iş hayatında neler yaşanıyor? Yeni mezunları neler bekliyor? 5. bölüm olan bu konu başlığında detaylıca bu konulardan bahsediyorum. Keyifli okumalar.