Konumuz Endüstriyel Tasarım; 10 Soru 10 Tasarımcı, Bölüm 1

Endüstriyel tasarım bölümünü seçmeyi düşünenlerin ya da okuyanların kafasında; Endüstriyel Tasarımı iş imkanları nasıl? İyi para kazandırır mı? Tasarımcı olmak için kendimi nasıl geliştirebilirim? Mezun olmak üzereyim, nasıl bir yol izlemeliyim… gibi türlü türlü sorular dolanır durur. Diyorum, çünkü sizlerden bunlar gibi pek çok soru geliyor bana. Merak etmeyin, herkes gibi ben de o yıllarda aynı kaygılar içerisindeydim.

Ortak kaygılara yönelik güçlü bir rehber oluşturmak amacıyla düzenlediğim 10 Soru 10 Tasarımcı yazı serisinin 1. bölümünde, sizlerden gelen yukarıdaki gibi birçok soruyu derleyerek 10’a indirdim ve farklı üniversitelerden mezun 5 tasarımcı arkadaşıma sizin için sordum. İstedim ki, cevaplar farklı sektörleri ve farklı deneyimleri kapsasın. Bakalım içinde bulunduğunuz süreçleri geride bırakan tasarımcılar, günümüzde neler düşünüyorlar. Kendilerine, zamanlarını ayırıp soruları cevapladıkları ve beni kırmadıkları için bir kez daha teşekkür ediyorum.

İyi yerlere gelmiş başarılı tasarımcıların da bu kaygıları yaşadıklarını yazının ana başlığı olan 10 Soru 10 Tasarımcı Nedir?  başlığı altında bahsetmiştim. Ayrıca bu soruları sormamı tetikleyen nedenleri, röportajdaki tasarımcı arkadaşlarımı nasıl seçtiğimi ve neden yazının 2 bölümden oluştuğunu ve neden 10 soru sorduğumu orada okuyabilirsiniz.

10 Soru 10 Tasarımcı, Bölüm 2 başlığında ise, mezun olduğum Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinden mezun 5 tasarımcı arkadaşımın cevaplarını çok yakında yayınlayacağım.

Kimlere Sordum?

Peki kim bu tasarımcı arkadaşlarım? Kimi kendi kurduğu şirkette işlerini yürütüyor, kimi de özel sektörde tanınmış bir firmada çalışıyor. Kimi ürün ya da araç tasarlarken, kimi de kullanıcı deneyimi üzerine yoğunlaşmış durumda. Yani, yönelmeyi düşündüğünüz pek çok sektörden deneyimli tasarımcıların cevaplarına ulaşabileceksiniz. Sorulara geçmeden önce kendilerinden kısaca bahsetmek isterim;

endüstriyel tasarımcı

Kunter Şekercioğlu:

1996 ODTÜ En.Tas. mezunu. Kendisiyle ilk 2013 yılında Almanya’nın Essen kentinde düzenlenen Reddot ödül töreninde tanıştım. Öğrencilik hayatım sürecinde de ismini hep duymuşumdur. Ortağı olduğu Kilit Taşı Tasarım adı altında pek çok sektöre sayısız ürün tasarımı gerçekleştirmiş ve tasarım ödülleri kazanmıştır. Zula Dervish, Acrobat Junior çocuk diş fırçası, Scrikss Heritage Siyah Dolmakalem tasarladığı ürünlerinden bazıları.

İş tecrübesi detaylarına nasıl olsa Google dan bolca bulabileceğiniz için burada Google da bulamayacağınız bir şey den bahsetmek istiyorum. Tasarımcı kimliğinin yanı sıra dikkatimi çeken diğer bir özelliği; öğretme ve bilgi paylaşımı enerjisi. Kendisine ‘10 Soru 10 Tasarımcı’ fikrimden bahsederken daha cümlemi bitirmeden ‘Nasıl yardımcı olabilirim?’ demesiyle bunu bir kez daha anladım. Zaten kendisi, iş hayatındaki yoğun temposuna paralel olarak üniversitelerin proje derslerinde danışmanlık da yapıyor. Öğrencileri tarafından çok da seviliyor.

Daha fazlası için: www.kilittasi.com

endüstriyel tasarım stand fuar

Gökhan Akar:

2008 Marmara Üni. En.Tas mezunu. 2007 de Arçelik’te staj programında tanıştık ve devamında kopmayan bir dostluğumuz oldu. Mezuniyetinin ardından (aslında okuduğu yıllarda bu işin temellerini çoktan oluşturmuştu) ürün tasarımından farklı bir alan olan stand sektörüne yöneldi. İş aradığım dönemlerde ‘‘abi stand üreten bir firmayla görüşeceğim, ne önerirsin diye’’ sorduğumda uzun uzun konuşup tecrübelerini şeffaf bir şekilde aktarmışlığı var. 6 sene boyunca bu alanda çeşitli firmalarda çalıştıktan sonra girişimci ruhunun enerjisiyle kendi firması olan Gökhan Akar Mimarlık şirketini kurdu. 2014 yılından itibaren hem yurt içi hem de yurt dışıda  fuarlara katılacak firmalar için stand tasarımlarını gerçekleştirmeye devam ediyor.

Daha fazlası için: www.gokhanakarmimarlik.com

endüstriyel tasarımcı UX IU

Şeyda Ülgen:

2014 Anadoli Üni. En.Tas. mezunu. Eşim vasıtasıyla tanıştığım ve bu listede olmasını istediğim Anadolu üni. den mezun başka bir arkadaşım. Çünkü, elde etmek istediği şeyi denemekten korkmayan, bunun için konfor alanını kolaylıkla bozabilen, kültür çeşitliliğinin yarattığı zenginlikten ve çok disiplinli takımlarla çalışıp onları geliştirmekten keyif alan, ürün tasarımından kullanıcı deneyimi tasarımına yönelmiş bir tasarımcı. Kullanıcı deneyimi adı altında Delivery Hero, IBM IX, Userspots, LC Waikiki, UX Folks, OpenIDEO, Ladies That UX Amsterdam gibi farklı organizasyonlarda çeşitli rollerde yer aldı.

Şu anda Berlin’de ürün tasarımcısı olarak Delivery Hero’da çalışıyor, geliştirdiği ürünler Singapur’dan, Finlandiya’ya dünyanın dört bir yanında milyonlarca kullanıcının günlük hayatına dokunuyor.

Ayrıca UX Folks tasarım topluluğunun ortak yaratıcısı ve gönülden parçası, Ladies That UX Amsterdam tasarım topluluğunda çiçeği burnunda bir tasarımcıya gönüllü mentorluk yapıyor.

Linkedin: linkedin.com/in/seydaulgen/

endüstriyel tasarımcı

Efkan Çetin:

2014 Anadolu Üni. En.Tas mezunu. Eşim vasıtasıyla tanıştığım, iyi ki de tanışmışım dediğim enerji dolu bir tasarımcı. Sorgulayıcı yapısı altındaki çözümcü yaklaşımının onu daha da ileri götüreceğini düşünüyorum. Tasarım bölümünde okuyanlar iyi bilir, hani çevrenizde sürekli yarışma kazanıp ödülleri toplayan kişiler vardır ya hem öğrenim sürecinde hem de mesleki hayatında; Efkan da öyle biri işte.

Mezuniyetinin ardından Amerika Birleşik Devleri’ne dil okuluna gitti. Türkiye’ye dönünce Vestel Beyaz Eşya Tasarım Müdürlüğü’nde işe başladı. Hem tasarım, hem de çizim kabiliyeti anlamında ortaya güzel işler çıkarmaya devam ediyor. Vertice buzdolabı, Nova klima yaptığı işlerden bazıları. Özgür ve farklı düşünür, iyi göze sahip, iyi form ortaya koyar ve detaycıdır…

Kişisel portfolyosu için: behance.net/efkancetin

endüstriyel tasarımcı otomotiv

Berk Kaplan:

2016 Gazi. Üni. En.Tas mezunu. Kendisiyle FNSS MILDESIGN 2015 Ödül töreninde bir araya gelen kayınbiraderim vasıtasıyla tanışma fırsatım oldu. İşin doğrusu yüz yüze bir araya gelmedik ama kabiliyetini ve yaptıklarını görünce dedim ki; araç tasarımına hevesli adaylar için mutlaka bu sayfada yer almalı. Öğrencilik hayatında okul/iş dengesini kurabilen iyi bir örnek kendisi. Aynı zamanda da birçok ödülün sahibi.

Ford Otosan Design Studio`da yaptığı stajının ardından öğrenci olmasına karşın Hidromek’te yarı zamanlı çalışma fırsatı elde etmiş. Ne işini ne de okulunu aksatmış, 1.5 yıl böyle devam etmiş.  Katıldığı yarışmalardan biri sayesinde de burs kazanarak 2016 yılında Scuola Politecnica di Design – SPD – Milano`da Transportation-Car Design Master`ını tamamlamış. Ardından Italdesign/Volkswagen Grubu`nda önce staj yaparken kendisini sevdirerek 1,5 yıl da orada çalışmış. Şu anda Avusturya`da Colgate-BMW-Porsche gibi sayısız büyük markaya tasarım hizmeti veren Design Storz da çalışıyor ve arta kalan zamanında youtube kanalında araba tasarımına dair tecrübelerini paylaştığı videolar yayınlıyor.

Youtube kanalı için tıklayın. Instagram: instagram.com/berk.kaplan.designer/

Neler Sordum?

Onlara neler sordum? Nedir bu kaygılar? Ortak problemler… Cevapları okudukça bir şeyler başarmak için kişisel gayretin önemini net bir şekilde görebileceksiniz.

# Soru 1: Bölüm seçimi, karar anı…

Seni Endüstri Ürünleri Tasarımına yönlendiren ne oldu? Lise yıllarında üniversite tercih döneminden kısaca bahsedebilir misin? Mesela; tercihini yaparken kararsız kaldığın başka bölümler olmuş muydu? Bu süreci nasıl aştın? Son olarak; ‘Mimarlık mı? Endüstriyel Tasarım mı? Hangisini seçmeliyim…’ sorusu çok fazla geliyor. Bunun için de düşünceni paylaşabilirsen sevinirim. Cevaplar için tıklayın

# Soru 2: Bireysel gelişim ve dikkat edilecek detaylar…

Sence, eğitim sürecinde gelişimine hangisi daha çok katkıda bulunmuştur; ‘Okuduğun üniversitenin eğitim kalitesi mi?’ yoksa ‘sınıf arkadaşların mı?’. Her yıl yüzlerce tasarımcı mezun oluyor, sayısız mezun arasından sıyrılmak pek de kolay iş değil. Bu konuda kendini nasıl geliştirmiştin? Öğrencilere neler önerirsin? Adı çok duyulmamış bir üniversitede de kendini bu kadar geliştirebilir miydin? Cevaplar için tıklayın

# Soru 3: Acabalar…

Üniversitede okurken hiç bu bölümü bırakmayı düşündün mü? Cevaplar için tıklayın

# Soru 4: Masraflar…

Endüstriyel tasarım bölümü; gerek çizim malzemeleri, gerek maket malzemeleri gibi harcamalarla eğitim sürecinde oldukça masraflı bir bölüm. Ekonomik durumlarından dolayı bu bölümü seçmeye çekinenler oluyor. Öğrencilik yıllarında senin maddi imkanların ne durumdaydı? Çok varlıklı olmak gerekli mi? Cevaplar için tıklayın

# Soru 5: Sıra geldi paraya!

Pek çok öğrenci bu bölümü seçerken başka bölümler arasında kararsız kaldığını söylüyor. Bu mesleği havalı buluyorlar ama yeterince iyi para kazanamayacaklarından endişe ediyorlar. Endüstriyel tasarımı ‘gerçekten çok’ isteyenlere para kazanmak için okumayın diyorum. Önceliğiniz tasarım olmalı, para gerisinden gelir diyorum. Bu konuda ne düşüyorsun? Parayı bu kadar büyütmeliler mi? Para senin için ne kadar önemliydi? Cevaplar için tıklayın

# Soru 6: Endüstriyel tasarım yerine?

Amacın daha çok para kazanmak olsaydı hangi bölümü seçerdin? Yoksa bu bölüm yeterli mi:)? Parayı boş ver, bu bölümü okumamış olsaydın, hangi işi yapıyor olurdun? Cevaplar için tıklayın

# Soru 7: Mezuniyet ve iş hayatına giriş…

Mezun olduktan sonra ilk 1 seneni anlatabilir misin? İş başvuruların, varsa yüksek lisans sürecin, portfolyo hazırlık sürecin, kendini nasıl hazırladın vb… kısaca neler yaptın? Cevaplar için tıklayın

# Soru 8: Keşke…

İş hayatına başladıktan sonra geriye dönüp baktığında; ‘’keşke okulda şunu da yapsaydım’’ dediğin bir şey oldu mu? Cevaplar için tıklayın

# Soru 9: Sektör seçimi hakkında…

Endüstriyel tasarımın belki de çok geniş bir çalışma alanı var. Ancak ülkemizde gördüğüm kadarıyla; sektörden sektöre çalışma şartlarında çok büyük farklılıklar olabiliyor. Bazı sektördeki firmalar, kültürel ya da ekonomik gelişmişlikten ötürü endüstriyel tasarımcılara ihtiyaç duymadığını düşünebiliyor ya da az ücret ödeyebiliyorlar. Bu nedenle pek çok öğrenci ya da yeni mezun, üniversite seçer gibi sektör seçiminde kararsız kalıyor, yurtdışı konusunda ne yapacaklarını bilemiyor. Yeni mezunlara sektör seçiminde neler önerirsin? Gelelim şimdiki zamana, şu anki seçtiğin ya da hayatın seni yönlendirdiği ‘sektöre’. Buna nasıl karar verdin? Kendi sürecinden de biraz bahseder misin? Cevaplar için tıklayın

# Soru 10: Tasarlarken…

Fikir olarak takıldığın “Kafam durdu, çalışmıyor” dediğin anlar oluyor mu? Oluyorsa, o anlarda nasıl bir yol izliyorsun? Cevaplar için tıklayın

Sorular & Cevaplar:

Endüstri ürünleri tasarımı

#Kunter Şekercioğlu:
_

Okuduğum lisenin şimdiki gibi rehberlik hizmetleri yoktu, vardıysa bile aralarında bu mesleği bilen bir kişinin olduğunu sanmıyorum. Şanslıydım, ben lise öğrencisi iken ağabeyim ODTÜ’de Mimarlık Bölümü’nde okuyordu ve ev arkadaşı da Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü öğrencisi idi. Lise 1 güz dönemi bittiğinde Ankara’ya onların yanına gittim, sanırım Haziran içerisinde onların da final dönemlerine denk gelen bir zamandı. Kampüsü ve Mimarlık Fakültesi’ni fiziksel olarak gözlemleme ve her iki bölümün eğitimi ile ilgili de fikir sahibi olma fırsatım oldu. Kaleme ve çizmeye meraklı, ilgisini çekmeyen derslerde snowboard eskizleri yapan Kunter için aydınlanma anları idi.

Bizim zamanımızda ilk eleme sınavı ÖSS ve sonrasında da önceden tercih listesine istediğiniz bölümleri yazarak girdiğiniz ÖYS sınavları olurdu. ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü de yetenek sınavı ile öğrenci alıyordu. Fakat bu cevabı okuyan gençlerin de büyük ihtimalle şu son iki senelerinde yaşadığı gibi sınav, kurs, ders, belirsizlikler döngüsüne mecburen ben de girmiştim. Sınava tercih listesine mimarlık bölümlerini yazarak girdim ama dürüst olmak gerekirse tek kuvvetli olduğum veya kendimi geliştirdiğim konu sanırım geometri idi. Tabii ki yetmedi. 🙂 İstediğim bölümleri kazanamadım.

Sınavdan sonra arkadaşlarım tatile çıktı ben yetenek sınavları için ikinci tur kampa girdim. Sonra da o yaz önce MSÜ ardından da ODTÜ yetenek sınavlarına girdim. Mimar Sinan’da sırayı hatırlamıyorum ama yedek listede yukarılardaydım. Takip eden günlerde de ODTÜ’nün sınavına ve mülakatına girdim. Birinci kazandım. Kampüsün güzelliği, öğrenciye sunulan olanaklar ve girdiğim iki yetenek sınavı arasındaki temel fark yani teknik okul ve güzel sanatlar fakültesi temel farkını kendim için yorumlayarak ODTÜ’yü tercih ettim.

Keşke o olmayan rehberlik öğretmenimiz var olsaydı, keşke lise sona gelmeden beni çekip konuşsaydı, keşke o integral, türev, dershane, özel ders, hararet, stres çıkmazına girmeden sadece bilinçli ve keyifle yürüyecek bir çizim çalışma temposuna girmekle yetinebilseymişim. Umarım paralel evrende başka bir Kunter’in tercihi bu yönde olmuştur. 🙂

Mimarlık mı? Endüstriyel Tasarım mı? Neye göre kime göre?

Öncelikle ölçek farkı var! Hiç de “mimarlık temel meslektir, entas ondan doğmuştur, mimar her şeyi yapar, mimar tanrıdır” söylemlerinde olan büyüklerinize/tanıdıklarınıza kulak asmayın. Onlara şunu sorun: Kendi projesine imza atabilmiş kaç mimar tanıyorlar? Sonra da bu kendi mimari projelerinin iddia ettikleri gibi kapı kolundan lavabosuna onlar mı tasarlamış, onu sorun. 🙂

İki meslekte de başarılı olabilirsiniz veya ikisinde de bir yerlerde operatör olarak çalışabilirsiniz. Ders verdiğim fakültedeki bölüm kontenjanlarını baz alarak öngörüde bulunursam eğer, her sene 1000-1200 civarı endüstri ürünleri tasarımcısı mezun olurken bu sayı sanırım mimarlık için 5000’den fazla olsa gerek. Bu kadar (o harika projeyi çizecek)mimara da gerek yok, bu kadar (o harika ürünü konseptinden üretimine kadar her aşamasını takip edebilecek)tasarımcıya da gerek yok, çünkü aslında o kadar talep de yok. Yani gerçek şu, iyisi olmak için çok çabalamanız gerekli. Bunlar zaten okuması zor bölümler, sizin de okurken kariyer planlarınızı yapıp, eksiklerinizi kendinizin gidermesi için ne gerekiyorsa yapmanız gerekecek.

#Gökhan Akar:
_

Liseyi güzel sanatlarda okumamın bir avantajı da, hocalarımın geleceğim için yön verebilmesi oldu. Fakat ben çocukluğumdan beri bir şeyler üretip ortaya çıkarma meraklısı olduğum için Endüstriyel Tasarıma hep ilgi duymuştum. İç mimarlık ve Endüstriyel Tasarımın bölümünün sınavlarına girip ikisini de kazanmama rağmen Endüstriyel Tasarım bölümünü tercih ettim.

Mimarlık mı? Endüstriyel Tasarım mı? sorusuna gelince; mimarlık hakkında çok bilgiye sahip olmadığım için genç arkadaşları yanlış yönlendirmek istemem. O nedenle yorum yapmasam daha iyi.

#Şeyda Ülgen:
_

Aslında bu soruya bir adım geri giderek cevap vermek istiyorum. Sanırım çocukluk yıllarından itibaren en zevk aldığım oyuncaklar legolar, oyun hamurları, kağıt ve kalemler oldu. Malzemenin sonsuz evreninde olmak, beni çocukluğumdan beri heyecanlandırdı ve besledi.

Lise döneminde de bu tutkumun farkındaydım. Fen ağırlıklı bir lisede sırf keyfine geometri soruları çözen, dönemin tabiriyle inekleyen bir tarafım da vardı. Lise döneminde bir öğretmenime Endüstriyel Tasarıma olan ilgimden bahsettim. Kendisi ODTÜ mezunuydu, endüstriyel tasarım mezunu üniversite arkadaşlarından benim için detaylı bilgiler topladı. Bu kontaklardan aldığım bilgiler bölümü daha iyi anlamama ve karar vermeme yardımcı oldu. Bunun yanında bireysel olarak da yaptığım araştırmalar ile kararımı vermiş oldum.

Tercihimi yaparken kararsızlık içinde değildim. Sadece endüstriyel tasarım bölümleri içerisinde tercih yaptım. Bu sebeple mimarlık-endüstriyel tasarım ikileminde kalan arkadaşlarla empati yapamıyorum, belki benzer bir ikilemde kalmış biri daha iyi cevaplayabilir son soruyu.

#Efkan Çetin:
_

Beni Endüstri Ürünleri Tasarımına yönlendiren şey lise yıllarımda hat safhaya ulaşan çizime olan ilgimdi. Portre ya da figür çiziminden bahsetmiyorum. Çoğunlukla araç olmakla beraber farklı ürünlerin çizimlerinden, farklı fikirleri kağıda dökmekten keyif alırdım.

Lise yıllarında hedefim otomobil tasarımcısı olmaktı. Türkiye’de bu amaca yönelik eğitim veren bir kurum olmadığı için alternatifleri araştırmaya başladım ve Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümünün varlığından haberdar oldum. Yeni hedefim bu bölümde eğitim veren iyi üniversitelerden birini kazanmaktı. Hatta tercih aşamasında ETMK (Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu)’yı arayıp hangi üniversitenin eğitimi hangi bağlamlarda iyi, A üniversitesini mi yoksa B üniversitesini mi seçsem, ne tavsiye edersiniz gibi sorular yöneltmiştim. Şimdi düşününce baya bir farkındalık içerisindeymişim diyorum.

Tercih konusuna gelince, ailemin “oğlum bari mühendislik bölümlerinden de yaz” dediklerini hatırlıyorum.  Gönülleri olsun diye birkaç bölüm serpiştirmiştim tercih listesine. Endüstriyel Tasarım olmazsa Mimarlık okurum fikri ben de baskın değildi; yani otomobil tasarlamaya heveslenip bir bina tasarlamaya girişmek olmazdı. Ama bu iki bölüm arasında kararsız kalanlar için şunu diyebilirim;

İki yaratıcı disiplin birbirinden farklı olmakla beraber (tüm yaratıcı disiplinlerin sahip olduğu gibi), ortak noktalar da taşıyorlar aslında. Mesela sorgulayıcılık; bir ürün tasarımcısı sorularını *Louis Kahn* gibi yöneltebilse, problemi onun mimarlık problemlerini irdelediği gibi irdeleyip sorunun özüne inebilse ne harika olur. Eğer sorular sormak, yeniyi yaratmak sizin için önemliyse, bunu hangi ölçekte yaptığınızın da bir önemi yoksa ve mimarlık disiplininin tasarım süreci/çıktıları sizi mutlu edecekse neden olmasın? Beklentinin ne olduğu çok önemli.

Öte yandan sınav stresiyle cebelleşen öğrenciden de bu farkındalığı beklemek biraz haksızlık olur sanırım. Belki rehberlik öğretmenleri, belki ailesi bu konuda sınava hazırlanan kişinin neyi neden istediğini bulmaya yönelik destekte bulunabilir. Hani hep üniversitelere gidiyoruz, panellerde konuşuyoruz, söyleşiler yapıyoruz ya belki biraz da liseleri ziyaret etmenin zamanı gelmiştir. Tabi bu tüm meslek kolları için geçerli.

#Berk Kaplan:
_

İlkokul 7. sınıf falandı sanırım. O zaman karar verdim araba tasarımcısı olmaya, epey şanslıydım bu kadar erken ne istediğimi bildiğim için. Bunda abimin de payı var. O bahsetmişti böyle bir meslek olduğundan. Öncesinde kendimce karikatür falan çizerdim. Sonra da araba çizmeye ve bu mesleği araştırmaya başladım.

Lisede de böyle devam etti. Bazı derslerde araba çizerdim kitaplara. Lise son; tercih donemi. Her şey netti zaten; Endüstri Ürünleri Tasarımı. Türkiye’de otomobil tasarımına en yakın bölüm. Ankara`da yaşıyordum ve bundan da memnundum. O yüzden tercih listesine sadece iki okul yazdım. 1-ODTU Entas, 2-Gazi Entas. Gazi olacağı belliydi puanım tutuyordu o yüzden 2 tercihle bıraktım. Oldu.

Mimarlık mı, Entas mı sorusuna gelirsek de tamamen farklı alanlar ve çok kişisel. Benim böyle bir soru olmamıştı kafamda. O yüzden pek yanıtlayamam ama geçenlerde Instagram`da görmüştüm; “yazı tura at; para havadayken düşmesini istediğin yüz hangisiyse onu daha çok istiyorsundur…”

Endüstri ürünleri tasarımı

#Kunter Şekercioğlu:
_

Öğretim elemanı gücü ve eğitim kalitesi! Bunlar temellerin sağlam olması için çok önemli. İlk soruda da dediğim gibi kalanı öğrencinin kendi ellerinde. Mesele kararlı olmakta, mesai vermekte, istemekte, devamlılıkta ve bu bizim mesleğimize özel bir durum da değil, binlerce avukat, mühendis veya doktor için de geçerli aslında.

Yine belirtmiş olduğum gibi, kariyer planlaması yapmaya çalışın. Şöyle ki; öğrencilik hayatınız boyunca, projelerinizi yaparken tek bir konuya bağlı kalmayıp çeşitli konularla uğraşarak neyden keyif aldığınızı keşfetmeye çalışın. Sonra, farklı sektörlerden mutlaka staj tecrübeleriniz olsun. Bu, işe girmeden önce o iş hakkında fikir sahibi olabilmek için bir fırsat. Kendinizi eksik hissettiğiniz konularda başkalarının bunu tamamlamasını beklemeyin, araştırın, takip edin, okuyun, izleyin. Günümüzde bunları gerçekleştirebilecek çok büyük bir kaynak var, ‘internet’. Ama eve de tıkılmayın. Çalışmayı düşündüğünüz sektörde hangi programlar kullanılıyorsa onları öğrenmeye çalışın. Bu meslek, sadece ortaya çıkaracağınız iş için değil, kendinizi geliştirmeniz için de çok çaba gerektiren bir meslek. O nedenle kişisel gayret göstermeden olmaz.

#Gökhan Akar:
_

Okuduğumuz üniversite ve sınıf arkadaşlarımızın da katkısı vardır muhakkak ve elimizden geldiğince bunlardan faydalanmalıyız. Ama burada asıl iş bizlere düşmekte. Okuduğumuz yılları dolu dolu geçirmekte fayda var. Öğrenciler, program ve malzeme bilgileri gibi konuları kesinlikle ihmal etmemeli. Peki hangi programı bilmeli? Temel olarak; 3D Max, Photoshop ve AutoCAD programlarını önerebilirim.

Malzeme konusuna gelince; örneğin proje derslerinde tasarlamış olduğumuz birçok ürünün maketlerini de yapmıştık. Bu sayede cam, metal, ahşap, pleksi, vb. malzemeleri kullandığımız için aralarındaki farkları görmüş olduk ve bir sonraki tasarımımızda daha bilinçli malzeme seçimleri yaptık.  Bu ve benzeri tecrübelerin ileride fark yaratmada fayda sağlayacağını düşünüyorum.

#Şeyda Ülgen:
_

Bana göre okul veya öğrenci tek başına etken değil ama tasarım kültürü bir bütün olarak etken.

Yaratıcı endüstrilerin işleyişine bakarsak: araştırma, düşünme, üretme ve ürettiğinden öğrenme döngüsünü görüyoruz. Bu işleyişin eğitim hayatında nasıl deneyimlediği bulunduğun tasarım kültürüne sıkıca bağlı.

Bu yüzden tasarım kültürünü içinde barındıran köklü kurumlar daha avantajlı olabilir ama öğrenciler yeni bir okulda da kendi alternatiflerini yaratabilir, bu kültürü oluşturmak için adımlar atabilirler.

Öğrencilik dönemimde bir etkinlik dizisi olarak insiyatifle başlayan ve Eskişehir’de hala devam eden FEYZ buna çok güzel bir örnektir. Okul veya öğrencilerden ziyade, bu tip açık paylaşım ve fikir ortamlarının kişisel gelişimime daha büyük katkıları oldu.

#Efkan Çetin:
_

Okulun yetkinlikleri ve bölümdeki arkadaşlarınızın motivasyonları sizin okul serüveninizdeki performansınızı etkileyen faktörler olabilirler; ancak en önemli faktör, sizin kendi potansiyeliniz. Hangi okulda olursanız olun, ne tür sınıf arkadaşlarına sahip olursanız olun eğer tasarım üzerine yeteneğiniz ile sorduğunuz sorularda, problemi eli alış şeklinizde, geliştirdiğiniz çözümlerde anlamlı bir fark yaratabiliyorsanız doğru yoldasınız demektir.

Açılan onlarca yeni Endüstriyel Tasarım bölümü var ve bu bölümlerin hepsinin akademik yeterliliklerinin diğer köklü okullarla aynı olduğu söylenemeyebilir; ama bu çok önemli mi? İki okul örneğini ele alalım;

A okulunda size gösterilen birçok yöntem ve metod var diyelim. Bunlar önemlidir ama bunları nasıl kullandığınız daha önemli ve size kalmıştır; bir tuval ve palete sahip olmanın kişiyi iyi ressam yapmaması gibi.

B okulunda ise pek fazla yöntem gösterilmez, bazı temeller verilir; sorgulayıcı olmanın önemi, şüphenin önemi, kullanıcı odaklı olmanın önemi, şeyler arasında doğru ilişkiler kurmanın önemi. Eğitiminde birçok metod ve yöntem bulunmasa da okulun sunduğu bu temeller sizin bir probleme yaklaşma kabiliyetinizi geliştirir. Böylece kendinize ait stratejinizi ortaya koyabilirsiniz.

B okulundaki İkinci opsiyonu daha kıymetli buluyorum ve bu opsiyonun tüm okullarda karşılandığına inanıyorum. Yani okulların farklı tarzları olabilir, öğretileri farklı seviyelerde olabilir ama bir temel elbette alacaksınız ve onun üstünü inşa etmek sizin elinizde. Proaktif, meraklı, araştırmacı bir tavır olmazsa olmazlardan.

Gelelim arkadaş konusuna; yetenekli, hevesli ve paylaşımcı arkadaşlarınız varsa dostane bir rekabetin içinde olma ihtimaliniz yüksek. Bu rekabet sizi geliştirecektir. Rekabet deyince kabuklarına çekilmiş bireyler canlanır hep gözümüzde ama bu sefer böyle değil; ortak çalışmalar yapan, birbirlerini destekleyen, yapıcı bireyler.

Kısacası okulun adı ister çok duyulsun ister duyulmasın siz iyiyseniz sonuç hep iyi olacaktır. Okulu değil kendinizi kafaya takın.

Öğrencilik yıllarımda yaptığım ve keyif aldığım birçok şey oldu; tasarım yarışmalarına, çalıştaylara, söyleşilere katılmak gibi. Tüm bunları farklı olmak için değil ama daha fazlasına duyduğum açlık ve aldığım keyiften ötürü yaptım. Örneğin, bir tasarım yarışmasında derce aldığınızda bu aklınıza hemen görünür olmayı, öne çıkmayı getiriyor; bu duygu sonuçla geliyorsa problem yok ama başlangıç motivasyonunuz bu olursa daha iyi bir sonucun önüne taş koymuş olursunuz. Tatmin edici, yenilikçi bir sonuç olmalı hedefiniz. Bu okul için de geçerli; AA için değil kendi tutkunuz için yapın projeyi.

Tasarım yarışmalarına katılmak çok önemli diyemiyorum, önemli olan sonunda portfolyonuzun ne kadar başarılı olduğu. Portfolyonuz iyi sonuçlanmış 5 okul projesi içerebilir ya da 3’ü okul projesi, 2’si tasarım yarışması projesi toplamda yine 5 iyi sonuç. Ve unutmayın ki ortalamanız ne kadar çok önemli görünmese de kurumsal firmalar için, yüksek lisans yapmayı planladığınız okullar için önemli. Aman okul projelerinizi ihmal etmeyin!

#Berk Kaplan:
_

Gecen gün bir youtube videomda da bundan bahsettim biraz; okul iyi hoş ama hiçbir zaman yetmeyecek. Türkiye’de de İtalya’da da bunu çok güzel gözlemledim. Dünya bir okula sığamaz, dünyadaki rakipler, trendler, yaklaşımlar, bilgi, tecrübe, gereksinimler… Dünyayı takip etmek lazım, okulu aşmak lazım.

Türkiye’deyken en çok yaptığım şey internet üzerinden yurtdışında neler olup bitiyor bunu takip etmekti. “bize bunu öğretmediler ki” , “okuldaki hocalarım yeterli değildi ki” gibi bahanelere artık günümüzde yer yok. Süreklilik halinde kendimizi geliştirmek çok önemli. Hatta okulda/çevrede “araba tasarımcısı olamazsın” diyenler de olmuştu. ‘’Asla yapamazsın’’ diyenlere fırsat vermemek lazım ve bilinçli bir şekilde çalışmak lazım.

İtalya’da çok yetenekli bir sınıf arkadaşım vardı, çocuk efsane iyiydi ve yakın arkadaşımdı. Ondan öğrendiğim şeyler okuldaki hocalardan öğrendiğimden fazladır. Dolayısıyla kaynak fark etmeksizin bilgiyi kovalamak lazım bence.

Sosyal medyada tasarımcılara doğru bir dille mesajlar attım, çalışmalarımı gönderip feedback istedim. 10 kişiden 2’si 3’ü cevap verse de gayet motive edici ve geliştirici cevaplar aldım. Otomobil tasarımına dair youtube videoları ve web sitelerindeki yazıları takip ettim. Yurtdışından kitap da getirttim 3-4 tane. O zamanlar online kurs olayı bu kadar yaygın değildi ama şu an epey verimli. Benim de otomobil tasarımı çizimi temellerini öğretmek için geliştirdiğim bir paketim var, otomobil tasarımına merakı olanlara tavsiye ederim; https://gumroad.com/berkkaplan#bnkgN

Onun dışında mesela yine otomobil sektörü için standart Autodesk Alias programı var. Bunu okulda öğretmiyorlardı, hatta Türkiye’de eğitimini almak için epey nadir bir program. Ben ne yaptım? Bilgisayarımdaki Rhino gibi diğer programları silip Alias yükledim. Bu sebeple öğrenmek zorunda kaldım. Online dersler sayesinde belirli bir seviyeye gelebilmiştim.

Ford`da staj yapmamın ve Hidromek`te çalışmamın da program bilgimi geliştirmemde faydası oldu tabi. Asıl İtalya’ya gidince tam eğitimini alabilmiştim. Şu anda da Blender öğreniyorum mesela, online birçok kaynak var ve tasarım alanında acayip yaygın kullanılacağını düşünüyorum. Blender- Product Design ve Car Design olarak da kurs hazırlama planlarım var online.

Kısacası; yeni bir bilgi edinmek ve pratik yapmak için şu an bir çok imkan var, değerlendirmek gerek.

Endüstri ürünleri tasarımı

#Kunter Şekercioğlu:
_

ASLA. Hiç hayıflanmadım. 70 saat uyumadan mezuniyet jürisine girdim, son duraklarda dolmuş şoförleri tarafından uyandırıldım ama bırakmak aklımın ucundan geçmedi.

#Gökhan Akar:
_

Hayır. Çünkü keyif alarak yaptığım işi bırakmak istemedim.

#Şeyda Ülgen:
_

Hayır, düşünmedim. Bölümün zorlukları vardı ama benim için bunları aşmanın cevabı bölümü bırakmaktan geçmiyordu.

#Efkan Çetin:
_

Hayır, bölümü bırakmayı düşünmemiştim. Düşünmemi gerektirecek bir durumum da yoktu. Bölüme büyük bir heyecanla başlamıştım ve öğrenim hayatım boyunca da bu heyecanı koruduğumu düşünüyorum. Beni hayal kırıklığına uğratan herhangi bir şeyle, olayla da karşılaştığımı hatırlamıyorum. Bölüm beklentilerimi karşılamıştı diyemeyeceğim çünkü bir beklentiyle gitmemiştim; yeni olanın, beni meraklandıran bu ortamın heyecanını yaşıyordum.

#Berk Kaplan:
_

Hayır. Hedefim belliydi ve süreçte olup bitenler veya kişiler hedefimden vazgeçiremezdi. Ama 1 yıl uzattım okulu. Bu kadar motive olan, öğrenmeye aç olan biri ‘’neden okulu uzattı?’’ diye düşünebilirsiniz. Okuldan ziyade kendi hedeflerime odaklanmıştım.

Ürün tasarımı; Evet, keyifli ve güzel. Şu anda profesyonel olarak da yapıyorum projeye göre ama; araba tasarımında kendimi geliştirmem daha önemliydi. Dünya’nın başka yerlerinde her gün deli gibi araba çizen çocuklarla yarışmam gerekiyordu. Böyle olunca okul projelerine pek zaman ayıramıyordum, belki extreme bir durumdu ama memnun olduğum bir süreçti.

Hatta okulun uzaması çok daha iyi oldu. Çünkü dersler iyice hafifledi ve bu sayede yarışmalara da zaman ayırabildim. Yine dersler hafif olduğu için haftada 3 günü boşa çıkarıp Hidromek`te çalışabildim. (O nasıl oldu bu arada derseniz çok kısaca; ilk ödül aldığım yarışma FNSS Askeri Araç Tasarım yarışmasıydı ve Hidromek tasarım ekibi de bu yarışmayı takip ediyordu. Öyle olunca okulumuzda bölüm başkanımız Serkan Güneş hocamla iletişime geçtiler. Sonra da benimle iletişime geçip davet ettiler. Görüşüp anlaşınca da part time çalışma maceramız başladı.)

Okuldaki hocalarıma kesinlikle saygı duyuyorum ve okula öncelik vermememin kesinlikle okuldaki eğitimle ilgisi yok. Ama tasarım eğitimi fazlasıyla kişisel emeğe dayanıyor diye düşünüyorum. Okuldaki çok sevdiğim hocalarımdan Alper Calgüner ‘’Biz nasıl bir tasarımcı olacağınızı notlayamayız, nasıl bir tasarım öğrencisi olduğunuzu notlayabiliriz.’’ demişti ve sonuna kadar katılıyorum.

Endüstri ürünleri tasarımı

#Kunter Şekercioğlu:
_

Benim görece şansım babamın kırtasiyeci olması oldu. Varlıklı olmak değil, akıllı olmak gerekli. Evet birçok bölüme göre bu masraf kalemleri daha fazla ama iyi bir tasarımcı zaten malzemelerinin değerini bilir ve planlayarak kullanır. İlk sınıf rapidolarım halen sağlam ve kullanılır durumda benim. Şu an öğrenci olsam mimarlık okuyan diğer öğrencilerin arkalarında çöp diye bıraktığı malzemelerle bütün öğrencilik maketlerimi yapardım ben:)

#Gökhan Akar:
_

Orta gelirli bir ailenin bireyi olarak ben de maddi olarak zorlanmıştım tabi ki. Ama bazı fedakarlıklar olmadan da hedeflerimize ulaşamayız. Mesela kişisel harcamalardan kısıp okul giderlerine harcamak gibi…

#Şeyda Ülgen:
_

Ben de birçok öğrenci gibi maddi zorluklar yaşadım. Öğrenci olduğum dönemde okulda arşiv görevlisinden, garsonluğa kadar birçok işte yarı zamanlı çalışarak bu zorlukları azaltmaya çalıştım. Bununla da hep gurur duydum. Çünkü bana çok geniş bir sosyal çevre katmasıyla birlikte hayata dair yeni şeyler de öğretti.

Yani cevabım hayır. Çok varlıklı olmaya gerek yok fakat bütçe planın olması ve bir nevi hazırlıklı olmak gerekebilir.

#Efkan Çetin:
_

Dediğin gibi masrafları çok olan bir bölüm. Hele ki şu dönemde malzeme fiyatlarının bir öğrenci için ateş pahası olduğuna eminim. Öğrencilik yıllarımda masraflarımı ailemin desteği ve devletten aldığı kredi ile karşılıyordum. Çok varlıklı olmak tabi ki gerekmiyor. Marker alacaksanız ucuzunu alabilir, maket malzemesine ihtiyaç duyduğunuzda okulun atölyesinden (varsa) karşılayabilir, hatta üst veya alt dönemlerinize sorabilirsiniz; eski projelerinden kalan, kullanmadıkları parçalar işinize yarayabilir. Keza çizim için kullanacağınız eskiz defterlerini kesenize göre seçersiniz; en olmadı saman kağıt var.

Tasarım sürecinde yapacağınız deneme maketleri, mock-uplar masraf gerektirmezler; herhangi bir malzemeyi kullanabilirsiniz. Karton kutuyu kesip pet şişeyle birleştirip fikrinizi deneyebilir diğer insanlarla da paylaşabilirsiniz. Proje final sunumlarında, bazı model yapım derslerinde kaliteli maket çıktılar beklenir. Eğer bu maketleri istenilen malzemelerden yapmaya ekonomik gücünüz yetmiyorsa eminim öğretim görevlileri bunu anlayışla karşılayacaklardır. Çok korkmayın; her şeyin bir çözümü var.

#Berk Kaplan:
_

Aşırı bir masrafa gerek yoktu diye hatırlıyorum. Evet, bazen sadece kâğıtlar bile gereksiz pahalıydı ama okulların da bir şekilde bunu göz önünde bulundurduğunu düşünüyorum/umuyorum. Özellikle kişisel gelişim için harçlık biriktirip kendime yatırım yapmayı tercih ederdim. Sırf merakımdan 7tl olan marker yerine 25tl verip Copic marker denemiştim (şimdi fiyatlar nasıl hiç bilmiyorum).

Üniversitede aynı zamanda Hidromek`te part time tasarımcı olarak çalışmaya başlamıştım. Maaşlarımla (yarışma para ödülleriyle) yaptığım ilk yatırım Wacom Cintiq 13HD almak oldu. Yani keyfi harcamalardan kısıp tasarım anlamında kendime yatırım yapmayı tercih ediyordum. İtalya’da okuma kısmı da yine bir yarışma kazanmam sayesinde tam burslu olmuştu. Yarışmaların hepsine katılmalarını tavsiye ederim öğrencilere.

Endüstri ürünleri tasarımı

#Kunter Şekercioğlu:
_

Cevabın cevabımdır! Para kazanmayı bilmek, meslek ayırt etmeden söylüyorum, başka bir yetenek veya konsantrasyon. Dertleri para kazanmaksa, en çok para kazandıran meslek neyse onu tercih etsinler. Mesleğinde iyi olan, ahlaki değerleri olan, dürüst çalışan zaten kazanacaktır. Hem bir tasarımcı aç kalmaz, işini yapmaz belki, başka iş yapar ama aç kalmaz. Eğitimini iyi aldıysa ona diğer birçok arkadaşından farklı bir düstur kazandırılmış olacak, bu da altın bileziği olan “sorgulama yetisi”.

#Gökhan Akar:
_

Atılan ilk adımın maddi bir kaygı ile atılmasını doğru bulmuyorum tabi ki. Mesleğini severek, keyif alarak yapmak paha biçilemez. Çünkü hayatınızın birçok bölümünü kaplayacak. Ek olarak şunları söyleyebilirim; ilerleyen zaman diliminde daha çok çalışarak, üzerine koyarak güzel ve faydalı şeyler ürettiğinizde aldığınız keyfin dışında maddi karşılığının da olduğunu göreceksiniz.

#Şeyda Ülgen:
_

Bence endişe etmekte haklılar, yerinde bir soru, sonuçta Türkiye’nin gelişmekte olan bir ekonomisi var. Evet, endüstriyel tasarımcı çalıştıran firmalar var fakat mezun sayısına kıyasla talep epey az.

Kişisel olarak maddi kazanç, becerilerimi geliştirdiğim yerlerde ikinci plandaydı. Fakat bazı gerçekleri de göz önünde bulundurup doğru anlarda harekete geçmek lazım. Kişisel tavsiyem; taze tasarımcıların öğrenme eğrisinin başında, öğrenmeye gerçekten açık olmaları ve bu öğrenme sürecinin bitmeyen bir yolculuk olduğunu hatırlamaları. Tabi öğrenme süreçlerinin yanında bulundukları organizasyonlara hali hazırda kattıkları ve/veya katacakları değerleri yok saymasınlar. Bu konuda yeni mezunların dengeyi kendilerinin gözetmesi gerekiyor.

#Efkan Çetin:
_

Para konusunu hiç düşünmemiştim. Belki ailem düşünmüştür; sonuçta toplum normlarında iyi para kazandıran meslekler grubuna girmeyen bir mesleğin peşindeydim. Lise bitmiş, uzun yıllar hazırlandığınız sınav geride kalmış ve şimdi heyecan verici bir yolculuğa çıkmak üzeresiniz, tam bu aşamada acaba iyi para kazanamazsam gibi bir düşünce tüm bu heyecanı, hevesi yok ediyor sanki.

Heyecanla, hevesle, merakla çıkacağınız bir yol emin olun size parayı dert ettirmez. Hele ki seçtiğiniz bölüme yatkınlığınız, yeteneğiniz varsa korkuya ne gerek var. Belki çok büyük paralar kazanamayacaksınız, belki o kadar kazanmakta derdiniz olmayacak ama sevdiğiniz işi yapacaksınız.

#Berk Kaplan:
_

BMW Grubunun bas tasarımcısı aylık 6 haneli Euro kazanıyor.” diye duyduğumda sevinmiştim. O dönem Ford`un baş tasarımcısı da “Araba çiziyoruz, üzerine bir de para veriyorlar” demişti. İkincisi beni daha çok heyecanlandırmıştı. Para için çekilecek dert değil, tutku ile yapıldığında da tamamen keyifli bir meslek. Ayrıca BMW Grubu baş tasarımcısı kadar kazanan tasarımcı 9 falandır otomobil sektöründe.

Başlangıç maaşlarına baktığımızda ortalama bir mühendis, ortalama bir tasarımcıdan daha çok kazanıyor. İtalya’da baristalar da tasarımcılardan daha çok kazanıyor olabilir. Yönetici-tasarımcı olmadan biraz zor açıkçası, ki sana tamamen katılıyorum para için bu mesleği düşünen varsa, zaman kaybetmesin. Böyle dedim diye de tutkulu olanlar korkmasın. Çünkü, ne kadar iyi olduğunuzla orantılı olarak kazanabileceğiniz paranın haddi hesabi yok.

Freelancer olabilirsiniz, kendi stüdyonuzu kurabilirsiniz, baş tasarımcı olabilirsiniz, değerli bir tasarımcı olabilirsiniz, bir konuda uzman olabilirsiniz, bir firmanın milyon dolarlık sorununu tasarımla çözüp iyi para kazanabilirsiniz. Sadece, o noktaya gelecek süre için ‘’para’’ tek başına motivasyon olarak yeterli değil.

Endüstri ürünleri tasarımı

#Kunter Şekercioğlu:
_

Paralel evrende Kunter’lerden biri kırtasiyecidir kesin. 🙂 Şaka bir yana bölüm ismi değil ama anahtar kelime kullanabilirim; “ticaret”.

#Gökhan Akar:
_

Dünyaya tekrar gelecek olsam yine tasarımı seçerdim 🙂

#Şeyda Ülgen:
_

Endüstriyel tasarım okumamış olsaydım Biyoloji okumak isterdim, şimdi düşününce biraz servis tasarımı gibi ama o zaman sadece ilgiydi.

#Efkan Çetin:
_

Öncelikle, çok para kazanayım hevesinde olan bir insan değilim. Kazandığım para hayat kalitemi belirli bir seviyenin üzerinde tutsun yeterli. ‘’Mesleki tatmin artı iyi bir gelir, daha ne ister insan’’ görüşündeyim.

Eğer bu bölümü seçmeseydim; belki içeriğine çok hakim olmadan Otomotiv Mühendisliği bölümünü denerdim. Ardından bölümün beklentilerimi karşılamadığını fark edip bölümü bırakır, yurt dışında taşıt tasarımı üzerine eğitim veren kurumlara başvurular yapar kendimi ona göre hazırlardım.

#Berk Kaplan:
_

Açıkçası bunu düşünemiyorum pek 🙂 Ama yine film yapmak gibi yaratıcı bir meslek seçerdim herhalde. Yaratıcı meslekler çok iyi be abi. Kendimi ayni işi yıllarca yaparken falan düşünemiyorum. Günümüzde para kazanmak için ideal meslekler de sanırım yapay zekayla ilgili ya da yazılım mühendisliği.

Endüstri ürünleri tasarımı

#Kunter Şekercioğlu:
_

ODTÜ’deki lisans eğitimim sonrası 1996 Güz döneminde Marmara Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimine başladım, bitirmedim. Önce mesleğimle ilgili iş bulamadım. Malum o dönem henüz işverenlerimizin mesleğimizin adını bilmediği, ‘‘haaa mimar gibi yani’’ dediği dönemler. Sadece büyük sanayi firmalarında bilinirdik ve eğer bizimle ilgili bir ilan varsa onlar vermiş olurdu. Benzer ve nadir karşılaşılan bir büyük firma iş ilanına başvurdum, üçüncü görüşme sonrası işe alınma aşamasına geldiğimde farklı sebeplerle ve zor verilmiş mesleki kararlarla ben istemedim. Keşkem hiç olmadı.

#Gökhan Akar:
_

İkinci soruda anlatmaya çalıştığım gibi, mezun olmadan önce özellikle de sonlara doğru kendimizi iş hayatına hazırlamamız lazım. Öğrenciyken farklı şirketlerde yarı zamanlı ya da evden çalışarak bazı projelerde yer almıştım. (Tabi okuldaki dersleri asla aksatmamalıyız)

Bu bağlamda eğitim sürecimi donanımlı geçirmiş olmamdan ve ikili ilişkilerimin iyi olmasından ötürü mezun olduktan hemen sonra işe başlayacağım şirket hali hazırda oluşmuş oldu ve profesyonel hayata atıldım.

#Şeyda Ülgen:
_

Aslında ilk portfolyomu yurtdışı staj başvurularım için hazırladım. Portfolyo hazırlık sürecinde mezuniyet döneminde aldığım görsel iletişim ve portfolyo derslerinin epey katkısı oldu, Emin hocama burdan sevgilerimi iletirim.

Yine bir adım geri atmak lazım burda, öğrencilik döneminde yapılan çalışmaları arşivlemek ve içeriği kullanılabilir olarak saklamak çok önemli. Öğrencilere ne kadar sıkıcı görünse de projeler sonrası bu aşamayı atlamamalarını öneririm, dökümente edilmiş tasarım süreçleri portfolyo hazırlıklarına çok yardımcı olacaktır.

Gelelim benim başvuru süreçlerime, öğrencilik portfolyomla yurtdışında birçok tasarım stüdyosuna ve şirkete başvurdum. Biri Finlandiya’da biri Almanya’da iki yerden kabul almıştım. Bremen’de bir ürün tasarımı stüdyosuna gitmeye karar verdim. Staj sonrası geri dönüp stajda yaptığım çalışmaları da ekleyerek İstanbul’da çeşitli sektörlerde işlere başvurdum ve çalışmaya başladım.

Çalıştığım ilk aylar ise profesyonel olarak ne istediğimi aramakla geçti. Bu arayışım sırasında sosyal çevrem bana yeni kapılar açtı diyebilirim. Bu sayede bilinçli olarak endüstriyel tasarımdan kullanıcı deneyimi tasarımına yönelmiş oldum.

#Efkan Çetin:
_

Mezun olduktan sonra ilk hedefim yabancı dil yeteneğimi geliştirmekti. Sonrasında yüksek lisans programlarına başvurmayı planlıyordum. 6 ay süreliğine Amerika Bileşik Devletleri’ne gitmiştim. Yabancı dil mesleki anlamda gelişiminiz konusunda büyük bir bariyer olabiliyor, ne kadar yabancı dil konuşulan bir ofiste çalışmayacak olsanız da tasarım dünyasının güncel konularını, gelişmelerini çoğunlukla yabancı kaynaklardan takip edebiliyorsunuz. Yani öğrencilik hayatınızda iyi bir İngilizce seviyenizin olması size büyük bir artı.

Türkiye’ye dönüşüme birkaç ay kala mezuniyet projemi beraber yürüttüğüm Vestel Beyaz Eşya’nın o zamanlar Teknoloji Geliştirme ve Tasarım Departmanı olarak geçen şimdiki adıyla Tasarım Müdürlüğü olan bölümünde tasarım yöneticisi olarak görev yapan ve aynı zamanda da Üniversite’de proje dersi aldığım Murat Hondu Bey ile San Francisco’da buluşmuştuk. Kendisi Las Vegas’ta düzenlenen CES (Consumer Electronics Show) fuarına katılmak üzere ABD’deydi. Konuşma esnasında ülkeye döndüğümde Vestel Beyaz Eşya’da işe başlamak isteyip istemediğimi sormuştu; bir iş teklifi almıştım. Bu beni hem mutlu etmiş hem de atılmasını erken bulduğum bir adım olduğunu düşündüğüm için biraz da çekimser hissetmeme sebep olmuştu. Çünkü yüksek lisans, öncesinde yurt dışında bir staj gibi yapmak istediğim başka şeyler vardı.

Türkiye’ye döndüğümde Vestel Beyaz Eşya’daki iş imkanını ve diğer planlarımı ailemle paylaştım ve tabi ki “oğlum ne güzel işte! işe başlasan daha iyi olmaz mı?” minvalinde konuşmalar yaşandı. Neticesinde işe başlama kararı aldım; bu yüksek lisans planlarımı ertelemek anlamına geliyordu.

#Berk Kaplan:
_

Pek normal bir yol değildi benimki. Okul notlarıma vs. bakınca okulun ortalamasının altındaydım, hedeflerim farklıydı. Okulu bir yıl da uzattım dediğim gibi ama okulu bitirmeden 1-1.5 yıl önce tasarımcı olarak çalışmaya başlamıştım bile. Hem de Hidromek gibi büyük bir firmada. O süreç çok keyifliydi, okula yaklaşımım da değişmişti.

Mezun olmadan önce burs kazandım ve İtalya’daki okuldan kabul alıp kayıt yaptırmıştım. İtalya’da master bitmeden önce Italdesign staj teklif etmişti, staj bitmeden de iş teklif ettiler. Avusturya`daki yeni işimi bulmadan önce de İtalya’dan ayrılmamıştım. Dolayısıyla şimdilik hiç boşluk olmadan devam etti süreç 🙂

Kulağa çok hoş geliyor değil mi? AMA sunu söylemek lazım; bütün bu süreçlerde hep ekstra çalıştım. Okullardayken okul dışında kendimi çok geliştirdim. İtalya’da stajda ve tam zamanlı çalışırken bir yandan hep free-time projeler yaptım ve portfolyo hazırladım. Bu portfolyoları sürekli farklı firmalara ve tasarımcılara gönderdim. Sosyal medyada birçok tasarımcıya da lise`de yazmaya başlamıştım. Yani arkasında büyük emek ve zaman harcadığım bir süreç var. Bu sayede “of mezun da olduk ne yapacağız şimdi” kaygısı yaşamadım.

Endüstri ürünleri tasarımı

#Kunter Şekercioğlu:
_

Oldu. Aklıma gelen 2 konu var:

Ofis stajımı Almanya’nın en eski endüstriyel tasarım ofislerinden biri olan Slany Design (bugün adı Teams Design) firmasında yaptım. Keşke bir yolunu bulup, okulu dondurup, ailemi ve kendimi ikna edip en az 1 sene orada stajyer olarak kalsaymışım.

Keşke ODTÜ’nün öğrenci Kunter’e sunabildiklerinden (kulüp, etkinlik, spor vb.) daha da fazla faydalanabilseymişim.

#Gökhan Akar:
_

Keşke daha çok araştırmalar yapıp yurt dışı gezileri yapsaydım diyebilirim. Örneğin, o zamanlarda 2-3 günlük te olsa düzenlenen yurtdışı turlarına fırsat bulup katılabilirdim ve bu deneyimimi çok önce yapmış olurdum.

#Şeyda Ülgen:
_

Atölyeyi daha sık kullanmayı isterdim. Elle iş yapmayı özlüyorum… Bir de akademik başarıyı çok önemsemedim fakat bazı yüksek lisans programları için gerekli olabiliyor, biraz daha önemsemek isterdim.

#Efkan Çetin:
_

Belki karşılaştığım bazı zorluklar karşısında daha olumlu ve yapıcı bir yaklaşıma sahip olabilirmişim diye düşünüyorum. Bu proje süreci ile alakalı bir problem de olabilir ya da arkadaşlarımla, hocalarımla olan ilişkilerim de karşılaştığım iletişim sorunları da.

#Berk Kaplan:
_

Hayır. Öğrenim sürecinde pek çok şeyin peşinde koştuğum ve çok dolu geçirdiğim için şunu da yapsaydım dediğim bir şey aklıma gelmiyor.

Endüstri ürünleri tasarımı

#Kunter Şekercioğlu:
_

Öğrencinin ileride çalışmak isteyebileceği sektörü seçme konusunda elinde önemli bir fırsat var zaten, STAJ. Resmi stajdan bahsetmiyorum, onun dışında da stajlar yaparak hem farklı sektörleri tanımak hem de farklı malzeme ve üretim yöntemlerini öğrenerek kendilerini geliştirme fırsatından bahsediyorum. Bu belki de “asla mobilya (ya da beyaz eşya ya da vitrifiye) sektöründe çalışmam” kararı almalarını sağlayacak. Bir nevi deneme sürüşü. Tabii ki hiçbir sektörü yüceltemeyeceğim gibi kötüleyemem de. Mesele; aynı “tasarımcı var tasarımcı var” da ki gibi “işveren var, işveren var” durumu aslında. Bu arada ben mi güncel değilim; kariyer sitelerinde çok fazla endüstriyel tasarımcı ilanı var ve yeni mezun meslektaşlarım gerçekten çalışacakları sektörü seçebiliyorlar mı? 🙂

Sektör seçimi ile ilgili bu yüzden bir öneride bulunmam ama önerim bilinçli bir tercihle seçecekleri bir adet CAD programını üst seviyede kullanmayı öğrenmeleri olur. Üniversite’nin vereceği eğitimin asla yetmeyeceğini, eksiği bilinçli olarak onların kapatması gerekeceğini şimdiden bilmeliler.

Şimdiki zaman ve benim sektörüm: Ben bir sektörde işe girmeme kararı ile ilerledim. Her sektör benim sektörüm, kendi ofisim var. Tartışılır bir seçme özgürlüğüm bile var sanki. 🙂

#Gökhan Akar:
_

Üniversitede okuyacağım bölümü lise yıllarında kafamda netleştirdiğim gibi, mezuniyet sonrasındaki sektörümü de üniversite yıllarında kafamda netleştirmiştim. Bu hayalin peşinden gittim ve henüz üniversitede öğrenciyken mezuniyet sonrası içine atılacağım sektörde yer alan şirketlerin projelerine katıldım.

Tabi ki, bazen zihnimizde tasarladıklarımızı hayat bize tam da dilediğimiz gibi sunmayabilir. Zorlu dönemlerden de geçebiliriz. Ama bu sizi yıldırmasın. Şimdiye baktığımda, ben bu çabaların meyvesini aldığımı düşünüyorum, Gökhan Akar Mimarlık olarak fuar sektöründeyim.

Biraz daha detaya inerek anlatacak olursam; Fuar sektörü aslında birçok sektörü içinde barındırıyor. Gıda’dan tutunda, teknoloji, makine, silah, ambalaj, çiçek, tekstil, ayakkabıya kadar pek çok sektörün fuarları yapılmakta ve biz de bu alanlara göre stand tasarımı gerçekleştirmekteyiz. Ve her birinin doğası gereği ürün teşhir biçimi farklı oluyor. Bu da bir taraftan bizim zihnimizi tasarımda zorlarken bir taraftan da çok çeşitli sektörler hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlıyor. Bu dinamiklerin tamamını bir araya getirdiğimde, bir kez daha doğru işi yaptığımı düşünüyorum.

#Şeyda Ülgen:
_

Benim bu konuda alternatif bir hikayem var. Şu anda Berlin’de bir teknoloji firmasında kullanıcı deneyimi ve ürün tasarımcısı olarak çalışıyorum. Bilgi teknolojileri sektörüne yöneldim ve tasarım süreci endüstriyel tasarım süreciyle ne kadar benzese de farklı bir yola girdim.

Mezun olduktan sonra stajımı yurt dışında yapıp iş bulma hedefim vardı. Stajımı tamamladım fakat evdeki hesap çarşıya uymayınca geri döndüm. Döner dönmez iş aradım ve aslında çok da seçici olmadan çalışmaya başladım. İlk senemde endüstriyel tasarım alanında iki iş değiştirdim ve mutsuz olduğum işlerde çalıştım. Bu süreçte çalışmak istediğim alanı bulmaya çalıştım. Onu bulunca da zaten gerisi geldi.

Tavsiyem, zorlu gözükse ve konfor alanınızın dışına çıksa da yeni bir yola girmek için sebepleriniz varsa kendinize güvenin ve sadece yapın gerisi gelir.

#Efkan Çetin:
_

Bu sorunun cevabını biraz uzun tutmak istedim. Çünkü konuşacak çok şey var; ama özetle iki farklı olası senaryodan ve kendi sürecimden bahsedeceğim.

En iyi senaryo tabi ki öğrencinin ilgi duyduğu bir sektöre yönelmesi olur. Bunun haricinde kimileri iyi para kazanmak umuduyla kurumsal şirketlerde iş bulmayı deneyebilir. Ancak hepimizin bildiği üzere, Türkiye’de Endüstriyel Tasarım Departmanı olan kurumsal şirket sayısı çokta fazla değil. Her yıl verilen mezun sayısını düşününce öğrenciler için kıran kırana bir rekabetin olduğu bir ortam.

Şartlar zor görünüyor ama öğrenciler ne yapabilir konusuna gelince; en önemlisi, daha önce de belirttiğim iyinin de iyisi bir portfolyo! İyi bir portfolyo size farklı sektörlere adım atma şansını verebilir. Mezunlar için çok geç ama öğrenciler için tavsiyelerim: Ne istediğinizi çok iyi biliyorsanız portfolyonuzun nişanesi olan mezuniyet projenizi, çalışmak istediğiniz sektörde faaliyet gösteren bir firma ile yapmak gibi bir strateji izleyebilirsiniz.

İkna edici bir portfolyo + farkındalıkla yapılmış başarılı bir mezuniyet projesi sizin için en iyi sonucu verecektir. Şunu da belirtmekte fayda var: Siz çalışmaya başladıktan sonra da ilginiz farklı alanlara kayabilir ve başka yollar denemek isteyebilirsiniz. Bu konuda esnek olmaktan korkmayın. Esneklikten konu açılmışken, belki ne istediğinizi bilmiyorsunuz kafanız çok karışık. Böyle bir durumda mezuniyet sonrasının size getirilerini düşünmek yerine, yaparken keyif alacağınız ve iyi bir tasarım süreci geçireceğinizi düşündüğünüz herhangi bir proje yapabilirsiniz. Aksi takdirde panikle aldığınız bir karar proje sürecinizi kabusa çevirebilir.

Bunlara ek olarak değinmek istediğim bir konu daha var, staj. Öğrenim süreci içerisinde, staj yapacağınız firma ve ofisleri de bilinçli seçmelisiniz. Stajınız ileride çalışmak istediğiniz sektörde faaliyet gösteren bir yer olursa iki şeyin farkına varabilirsiniz; birincisi ‘’evet burası tam da çalışmak istediğim yer’’, ikincisi ise ‘’hiç hayal ettiğim gibi değilmiş’’. Stajların bir diğer artısı ise bırakacağınız olumlu izlenim. Yeteneğinizi ve çalışkanlığınızı gösterdiğiniz stajlar öncelikle mezuniyet projenizi, stajınızı yaptığınız firmayla yapmanızı mümkün kılar ve sonrasında da çalışmaya başlamanızı. Ancak unutmayın mezuniyet projenizde ki durumunuz ve tavrınız çizmiş olduğunuz bu olumlu portreyi yerle bir edebilir. Belirtmekte fayda var; staj yaptığınız yerde çalışmak gibi bir beklenti içerisine girebilirsiniz ancak illa bir yerde çalışmaya başlamak için orada staj yapmaya elbette gerek yok.

Bir diğer senaryo da şu olabilir. Kafanız karışıktır ve artık bir yerde işe başlamanız gerekmektedir, çalışmak istediğiniz şirket ve ofisler de açık pozisyon yoktur ve o işe tamam dersiniz. Aldığınız ücret epey düşük ve sömürüldüğünüzü hissedersiniz. Bu durumda hiç olmadım ama olan arkadaşlarım vardı. Bana göre çıkış kartı yine portfolyonuz. Güvenle başvurularda kullanabileceğiniz bir portfolyonuz varsa iş başvurularına devam edin. İlan yoksa bile kendinizi göstermeye çalışın. Belki ilgili bölümün yöneticisine bir mail atıp orada ne kadar çalışmak istediğinizi anlatıp işlerinizi gönderirsiniz. Ve bir sonraki işe alımda size ulaşılabilir. Umutsuz olmaktansa daha iyisi için çabalamak en iyisi.

Kendi sürecime gelince, öncelikle yaptığım ofis stajımdan bahsetmek istiyorum. İlk soruya verdiğim cevapta belirtmiştim bölüme başlamadan önce taşıt tasarımına bir ilgim vardı ve üniversitede de çizim yapmaya devam ediyordum. Bu sefer dijital çizimlerdi. Lise yıllarımda hayalini kurduğum wacom tabletle yapıyordum çizimlerimi.

3.Sınıfın yazında ‘ürün tasarımına mı yoksa taşıt tasarımına mı odaklanmalıyım?’ sorusuna yanıt bulmak adına Ford Otosan’da staja başladım. İçerisi yetenekli insanlarla dolu heyecan verici bir ortamdı. Tasarımcılar kendilerini işlerine adamış çılgınlar gibi çizim yapıyorlardı. Orada geçirdiğim 6 hafta sonunda ürün tasarımının benim için daha tatmin edici olduğu kararına vardım.

4.Sınıfa geldiğimde mezuniyet projesi telaşına düşmüştüm. İstemediğim şeyler netti; mobilya, taşıt, banyo gereçleri bunlardan birkaçı. İstediklerime gelince kafam biraz karışıktı; medikal ile elektrikli ev aletleri arasında kalmıştım.

Medikal için biraz geç kaldığımı fark ettim ve diğer opsiyona yöneldim. O sıralarda okulda olan Murat Hondu Bey’le görüşüp mezuniyet projemi Vestel Beyaz Eşya ile yapmak istediğimi belirttim, sonrasında başvuru mu yaptım ve kabul aldım.

Ne istediğinizi ne kadar bilmeseniz de bazen neyi istemediğinizin farkında olmak sizi bir noktaya getirebiliyor. Mezuniyet projesinde verdiğim sektör kararı işe başlayacağım sektörü belirlemişti.

#Berk Kaplan:
_

Sanırım önceki sorularda biraz gevezelik edip kendim sektöre nasıl karar verdiğime çoktan cevap verdim. Elon Musk`in sözü (yanlış hatırlamıyorsam…) “Kazandığınız para çözdüğünüz sorunun zorluğuyla doğru orantılıdır.”.

Mezun olacak arkadaşların, alanlarında gerçekten iyi olmalarını tavsiye ederim. Yeterince iyi olmadıklarını düşünüyorlarsa, mezun olduktan 1 hafta sonra Pinterestteki tasarımları kopyalayarak (patronları bunu isteyebilecek vizyonda olabilir) azıcık maaş alarak çalışmaktansa 6 ay – 1 yıl evde oturup deli gibi çalışıp kendilerini geliştirsinler. “Mezun olduk azıcık dinlenelim” tembelliğine girmeden hedef koyup odaklansınlar.

Eğer maddi durumları bunu yapmaya yetmiyorsa, herhangi bir işe girip geceleri daha az uyuyarak ya da akşamları vakitlerini daha verimli geçirerek (ve tabi ki hafta sonu) kendilerini yine geliştirebilirler. Sanıyorum açık bir şekilde anlattım ne demek istediğimi…

endüstri ürünleri tasarımı

#Kunter Şekercioğlu:
_

İşlemcinin fiziksel olarak ısındığı ve sistemi çok yavaşlattığı zamanlar oluyor, olmaz mı? 🙂

Makineyi kapat ve dinlen, müzik dinle, sevdiklerinle zaman geçir, UYU, yemek ye. Makine de o arada soğusun. Zihinsel ve fiziksel olarak dinlenmek/beslenmek her zaman işe yarar. O fısıltının her an duyulabileceğini bilerek eskiz defterini de yanından ayırmamak gerek tabi. 🙂

#Gökhan Akar:
_

Tabi ki, özelikle de yoğun dönemlerimde zihnim dolu olduğu için tıkanabiliyorum bazen. O süreçte ara veriyorum ve zihnimin boş olduğu anlarda o tasarımla ilgili aklıma gelen her şeyi not alıyorum. Malzeme, renk, form gibi… Sonrasında doğru tasarımı elde edebiliyorum. Tabi bazen (abartmamak kaydı ile!) birkaç kadeh bir şeyler içtiğim de oluyor. Çünkü hayal gücüm daha da özür kılınmış oluyor. 🙂

#Şeyda Ülgen:
_

Hayır olmuyor, sanırım disiplinler arası çalışmak ve ortak iş çıkarmak bu anları engelliyor. Tasarım sürecine bazen ekip arkadaşlarımla, bazen de kullanıcılarla birlikte yaratma bölümleri ekliyorum ve farklı alanlardan beslenmek fikirleri geliştiriyor.

#Efkan Çetin:
_

Fikir geliştirirken sorun yaşadığım, istediğim gibi ilerleyemediğim zamanlar elbette oluyor. Bu tür durumlarda tasarım sürecinde birkaç adım geriye gitmekte fayda görüyorum. Belki epey bir başa dönüp problem tanımını tekrar yapmak, farklı sorular yönelterek projeyi bir başka açıdan ele almayı denemek ya da o kadar geriye gelmeden elde ettiğiniz verileri tekrardan sentezlemek farklı opsiyonların, farklı kombinasyonlarını denemek bu süreçte yardımcı olabiliyor.

Öte yandan bu durumun kendisini de bir tasarım problemi olarak görmek gerek diye düşünüyorum. Neden ilerleyemiyorum, nerede nasıl bir eksiklik var, neyi niçin tekrardan ele almam gerek? gibi soruların da tasarımcılara olgunluk kazandıracağına inanıyorum.

#Berk Kaplan:
_

Hayır. Şaka şaka oluyor tabi ki! O anlarda tamamen moduma göre hareket ederim. Bazen bunalıp uyurum. Boş boş tavana bakarım herkes gibi. Bazen ufak bir yürüyüş. Çıkıp hava almak her zaman ise yarıyor. Bazen bir film izlemek. Siyah Giyen Adamlar 3`teydi sanırım Ajan K “Babam, turta yemek bütün sorunları çözer derdi.” diyordu ve bence de kafayı dağıtan herhangi bir şey yapmak işe yarar.

Hiçbiri işe yaramıyorsa; yaratıcılıkla ilgili yöntemler de var tabi ki. Bununla ilgili yapılabilecek pratikler de var. Mesela, yatmadan önce dişini fırçalarken diş fırçanı eline aldığın an; hiç düşünmeden birbiriyle ve yaptığın eylemle bağlantısı olmayan 3 kelime söyle. Yani banyoda gördüğün bir şeyi söyleyemezsin. Dişler, sağlık, diş macunu vs de olmaz. İlk kelime `dinazor` diyelim, ikincisi `meteor` olamaz ya da `timsah` olamaz. ‘Dinazor + Espresso + Anne Hathaway’ olabilir mi mesela? Böyle alakasız 3 kelimeyi fazla düşünmeden bulmaya çalışmak bir pratik yaratıcılık için. Sanırım Youtube`da görmüştüm bunu da.

Bir de 1 ay önce aklıma harika bir fikir gelmişti belki ama not almadığım için unuttum… Rastgele fikirleri bir yerde sürekli kaydedersen “ilham gelmediğinde” açıp oradan kendi fikirlerini kullanabilirsin. Birçok yöntem var aslında, yani böyle anlarda kullanılabilecek.