Konumuz Endüstriyel Tasarım; 10 Soru 10 Tasarımcı, Bölüm 2

Endüstriyel tasarım bölümünü seçmeyi düşünenlerin ya da okuyanların kafasında; Endüstriyel Tasarımı iş imkanları nasıl? İyi para kazandırır mı? Tasarımcı olmak için kendimi nasıl geliştirebilirim? Mezun olmak üzereyim, nasıl bir yol izlemeliyim… gibi türlü türlü sorular dolanır durur. Diyorum, çünkü sizlerden bunlar gibi pek çok soru geliyor bana. Merak etmeyin, herkes gibi ben de o yıllarda aynı kaygılar içerisindeydim.

Ortak kaygılara yönelik güçlü bir rehber oluşturmak amacıyla düzenlediğim 10 Soruda 10 Tasarımcı yazı serisinin 2. bölümünde, sizlerden gelen yukarıdaki gibi birçok soruyu derleyerek 10’a indirdim ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinden mezun 5 tasarımcı arkadaşıma sizin için sordum.

Bu bölüm özelinde istedim ki, aynı üniversiteden mezun olunsa bile kariyer anlamında çok farklı yerlere gelinebiliyor, verilecek cevaplar bambaşka olabiliyor. Kendilerine, zamanlarını ayırıp soruları cevapladıkları ve beni kırmadıkları için bir kez daha teşekkür ediyorum.

İyi yerlere gelmiş başarılı tasarımcıların da bu kaygıları yaşadıklarını yazının ana başlığı olan 10 Soru 10 Tasarımcı, Nedir? başlığı altında bahsetmiştim. Ayrıca bu soruları sormamı tetikleyen nedenleri, röportajdaki tasarımcı arkadaşlarımı nasıl seçtiğimi ve neden yazının 2 bölümden oluştuğunu ve neden 10 soru sorduğumu orada okuyabilirsiniz.

10 Soru 10 Tasarımcı, Bölüm I başlığında ise farklı üniversitelerden mezun olmuş 5 tasarımcı arkadaşımın cevaplarını bulabilirsiniz.

Kimlere Sordum?

Peki kim bu tasarımcı arkadaşlarım? Kimi kendi kurduğu şirkette işlerini yürütüyor, kimi de özel sektörde tanınmış bir firmada çalışıyor. Kimi ürün tasarlarken, kimi de doçent unvanı ile öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Yani, yönelmeyi düşündüğünüz hemen hemen her sektörden deneyimli tasarımcıların cevaplarına ulaşabileceksiniz. Sorulara geçmeden önce kendilerinden kısaca kendi bakış açımdan bahsedeyim;

Nihat Duran:

Yenilikçi TV tasarımlarının, uluslararası pek çok tasarım ödülünün, hatta ‘IF Gold’ tasarım ödülünün de sahibidir kendisi. Çalıştığım departmanda yöneticim ve de abi kadar yakın bir dostumdur. Dikkatimi çeken en temel özelliği, açık sözlü mizacının yanında tasarım ve form hakkında söylediklerinde hep bir haklılık tarafı olmasıdır. Tasarım süreci içerisinde öyle şeyler yakalar ki; hep düşünülmeyeni ortaya çıkaran göze sahiptir. Ayrıca tasarımcı yönünü yalnızca iş hayatında kullanmakla kalmaz evinin dekorundan, çiçeklerinin saksılarına, kuşları için tasarladığı kafese kadar hayatının her detayına yansıtır.

2000 yılında mezuniyet sonrası Beko Elektronikte tüketici elektroniği bölümünde TV ve ses ürün gruplarının tasarımlarıyla başlayan kariyeri, Arçelik Küçük Ev Aletleri ve Tüketici Elektroniği Yöneticiliğine kadar gelmiştir. ‘‘Telve’, ‘Kapsüllü Telve’, ‘Grundig Eternity TV’ tasarımlarından bazıları.

Daha fazlası için; duranworks.com

Selami Çifter:

Üniversitede üst dönemimdir ve yeni yeni arkadaş olduğumuz süreçte proje danışmanlığımı da yapmıştır kendisi. Dikkatle dinler, kelimelerini dikkatli seçer ve söz hakkı verdiğinde mantıklı açıklamalar bekler:) Birlikte tasarım yapmaktan keyif aldığım bir dostumdur. Araştırma, anlatım ve dinleme özelliği hep dikkatimi çekmiştir, bu sebeptendir ki akademik kariyeri tercih etmesinin doğru bir adım olduğunu düşünüyorum kendimce.

2008-2011 yılları arasında İngiltere/Londra’daki Brunel University’nin İnsan Merkezli Tasarım Enstitüsünde Doktora çalışmasını ‘evde kullanılan tıbbi cihazların tasarımı’ üzerine tamamlamıştır. 2018 yılında Doçent ünvanını almıştır ve halen Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

Fatih Aslantaş:

Hem çizim kabiliyeti hem de her türlü dijital görselleştirme ve render çalışmalarında yeteneklidir kendisi. Hatta şöyle söyleyeyim, bazı render çalışmaları vardır, ‘Abi yok fotoğraf bu’ ya da ‘Render değil bu fotoğraftır kesin’ dersiniz, o derece gerçeğe yakın işler çıkarabilmektedir. Ortaya koyduğu işler kadar karakteri de düzgün ve sakin bir arkadaşımdır.

Çalışmaya üniversite hayatında başlamıştır bu süre içerisinde çeşitli firmalarda genellikle 3 boyutlu görselleştirme ve mimari projeler üzerine yoğunlaşmıştır. Sonrasında Leo Burnett reklam ajansında, endüstriyel tasarımcı kimliği ile 3d artist ve sanat yönetmenliği yapmıştır. Gravity Tasarım ve Danışmanlık firmasında da stand, ürün ve mekan tasarımlarına giriş yapar. 2016 yılında başladığı Bürotime Ofis Mobilyaları şirketinde kıdemli endüstriyel tasarımcı olarak çalışmaya devam ediyor. “Hexa” bekleme mobilyası ve “Bug” sehpa ürünleri yaptığı işlerden bazıları.

Kişisel portfolyosu için: behance.net/fatihaslantas

Begüm Tomruk:

Tasarım sitelerinde, Pinterest te bakmaktan keyif aldığınız eskiz çizimleri vardır ya hani, hatta aynısını çizmeye debelenir durursunuz… İşte kendisi o kalitede çizim kabiliyetine sahiptir. Sadece çizim değil tasarım gücü de aynı kalitededir. Bu yetenekleri girişken karakteri ile de birleşince kendisini çok iyi yerlere götürmüştür.

Okuduğu yıllarda çalışmaya başladığı Ypsilon Tasarım’da mezuniyeti sonrasında da çalışmaya devam eder. 2013 yılında Arçelik Endüstriyel Tasarım Ekibinde çalışmaya başlar. Sonrasında kariyerini yurt dışına taşır. Almanya’nın Düsseldorf kentinde bulunan Grohe Tasarım Ofisi’nde başarılı geçen staj dönemi sonrasında iş teklifi alır ve orada kıdemli tasarımcılığa kadar yükselir. 2021 yılından itibaren de Lixil Global Design firmasında lider tasarımcı olarak çalışmalarına devam etmenin yanı sıra, kurucusu olduğu StudioDWAS tasarım ofisinde hikaye ağırlıklı anlamlı tasarımları hayata geçirmektedir.

Daha fazlası için: www.studiodwas.com

Uğraş Akpınar:

Disiplinli, çalışkan ve mücadeleyi yorulmadan devam ettirebilen bir karaktere sahip olan Uğraş, üst dönemlerimden bir diğer arkadaşımdır. Üniversitenin ilk yıllarında ödül kazandığı tasarım yarışması ile profesyonel hayata girmesi, okul/iş dengesini başarılı bir şekilde sürdürebilmesi, aldığı pek çok ödül ve de şu anda kurduğu tasarım ofisinde çalışmalarını devam ettiriyor olması, çalışkanlığın yetenek ile birleşince neler yapılabileceğinin bir göstergesidir.

İkinci sınıfta çalışmaya başladığı Demirdöküm A.Ş. de 2006 yılında mezuniyeti sonrası çalışmaya devam eder. Ardından Aldora Mobilya firmasında panel mobilya alanında kavramsal tasarımlar üzerine bir yıl çalışır. 2007 yılında DesignUM tasarım ofisinde konsept geliştirme, tasarım görselleştirme ve parça tasarımı alanlarında çalışmalar yapar. Şu anda 2012 yılında kurduğu Hi Design Tasarım Danışmanlık firmasında, kendi yönetimindeki ekibi ile otomotiv, beyaz eşya, savunma sanayi, medikal ürünler ve mobilya sektörlerine yenilikçi ürün tasarımı ve stratejik rekabet danışmanlığı konularında hizmet vermeye devam etmektedir. Çalışma hayatına paralel olarak Yeditepe Üni.’ de yarı zamanlı öğretim görevlisi ünvanı ile otomativ tasarımı ve Alias dersleri de vermiştir.

Linkedin: linkedin.com/in/uğraşakpınar

Neler Sordum?

Onlara neler sordum? Nedir bu kaygılar? Ortak problemler… Cevapları okudukça bir şeyler başarmak için kişisel gayretin önemini net bir şekilde görebileceksiniz.

# Soru 1: Bölüm seçimi, karar anı…

Seni Endüstri Ürünleri Tasarımına yönlendiren ne oldu? Lise yıllarında üniversite tercih döneminden kısaca bahsedebilir misin? Mesela; tercihini yaparken kararsız kaldığın başka bölümler olmuş muydu? Bu süreci nasıl aştın? Son olarak; ‘Mimarlık mı? Endüstriyel Tasarım mı? Hangisini seçmeliyim…’ sorusu çok fazla geliyor. Bunun için de düşünceni paylaşabilirsen sevinirim. Cevaplar için tıklayın

# Soru 2: Bireysel gelişim ve dikkat edilecek detaylar…

Sence, eğitim sürecinde gelişimine hangisi daha çok katkıda bulunmuştur; ‘Okuduğun üniversitenin eğitim kalitesi mi?’ yoksa ‘sınıf arkadaşların mı?’. Her yıl yüzlerce tasarımcı mezun oluyor, sayısız mezun arasından sıyrılmak pek de kolay iş değil. Bu konuda kendini nasıl geliştirmiştin? Öğrencilere neler önerirsin? Adı çok duyulmamış bir üniversitede de kendini bu kadar geliştirebilir miydin? Cevaplar için tıklayın

# Soru 3: Acabalar…

Üniversitede okurken hiç bu bölümü bırakmayı düşündün mü? Cevaplar için tıklayın

# Soru 4: Masraflar…

Endüstriyel tasarım bölümü; gerek çizim malzemeleri, gerek maket malzemeleri gibi harcamalarla eğitim sürecinde oldukça masraflı bir bölüm. Ekonomik durumlarından dolayı bu bölümü seçmeye çekinenler oluyor. Öğrencilik yıllarında senin maddi imkanların ne durumdaydı? Çok varlıklı olmak gerekli mi? Cevaplar için tıklayın

# Soru 5: Sıra geldi paraya!

Pek çok öğrenci bu bölümü seçerken başka bölümler arasında kararsız kaldığını söylüyor. Bu mesleği havalı buluyorlar ama yeterince iyi para kazanamayacaklarından endişe ediyorlar. Endüstriyel tasarımı ‘gerçekten çok’ isteyenlere para kazanmak için okumayın diyorum. Önceliğiniz tasarım olmalı, para gerisinden gelir diyorum. Bu konuda ne düşüyorsun? Parayı bu kadar büyütmeliler mi? Para senin için ne kadar önemliydi? Cevaplar için tıklayın

# Soru 6: Endüstriyel tasarım yerine?

Amacın daha çok para kazanmak olsaydı hangi bölümü seçerdin? Yoksa bu bölüm yeterli mi:)? Parayı boş ver, bu bölümü okumamış olsaydın, hangi işi yapıyor olurdun? Cevaplar için tıklayın

# Soru 7: Mezuniyet ve iş hayatına giriş…

Mezun olduktan sonra ilk 1 seneni anlatabilir misin? İş başvuruların, varsa yüksek lisans sürecin, portfolyo hazırlık sürecin, kendini nasıl hazırladın vb… kısaca neler yaptın? Cevaplar için tıklayın

# Soru 8: Keşke…

İş hayatına başladıktan sonra geriye dönüp baktığında; ‘’keşke okulda şunu da yapsaydım’’ dediğin bir şey oldu mu? Cevaplar için tıklayın

# Soru 9: Sektör seçimi hakkında…

Endüstriyel tasarımın belki de çok geniş bir çalışma alanı var. Ancak ülkemizde gördüğüm kadarıyla; sektörden sektöre çalışma şartlarında çok büyük farklılıklar olabiliyor. Bazı sektördeki firmalar, kültürel ya da ekonomik gelişmişlikten ötürü endüstriyel tasarımcılara ihtiyaç duymadığını düşünebiliyor ya da az ücret ödeyebiliyorlar. Bu nedenle pek çok öğrenci ya da yeni mezun, üniversite seçer gibi sektör seçiminde kararsız kalıyor, yurtdışı konusunda ne yapacaklarını bilemiyor. Yeni mezunlara sektör seçiminde neler önerirsin? Gelelim şimdiki zamana, şu anki seçtiğin ya da hayatın seni yönlendirdiği ‘sektöre’. Buna nasıl karar verdin? Kendi sürecinden de biraz bahseder misin? Cevaplar için tıklayın

# Soru 10: Tasarlarken…

Fikir olarak takıldığın “Kafam durdu, çalışmıyor” dediğin anlar oluyor mu? Oluyorsa, o anlarda nasıl bir yol izliyorsun? Cevaplar için tıklayın

Sorular & Cevaplar:

Endüstri ürünleri tasarımı

#Selami Çifter:
_

Kendimi bildim bileli bir şeyler karalamaya, kendimi çizerek ifade etmeye meraklıydım. Oyuncaklara çok fazla ilgim olduğu için hep oyuncak yapmak (o dönemde tasarlamak nedir bilmediğim için) istemiştim. Ayrıca bilimkurguya da büyük ilgim vardı.

Aslında meslek seçimimi çok bilinçli yaptığımı söyleyemem; ama araştırdığımda ilgi alanlarım ve yeteneklerimle örtüşen bir meslek olduğunu düşünmüştüm.

Mimarlık ile çok farklı meslekler olduğunu düşünüyorum, dolayısıyla bir karşılaştırma yapmam çok zor; çünkü ölçek, süreç ve kullanılan malzemeler çok farklı. Bizim mesleğimizde sonuçta çıkan ürün seri üretime gireceği için ürün-geliştirme süreci ve etkileşimde olduğu/iş birliği yaptığı diğer meslekler de mimarlığa göre çok farklı. Bu nedenle kişi hangisine daha çok ilgi duyuyorsa onu seçmesi daha doğru olacaktır.

#Nihat Duran:
_

Böyle bir bölüm olduğunu öğrenmem, Lise son okuduğum yıllarda MSU de öğrenci olan bir abim sayesinde oldu. (1993 yılları gibi) Günümüzde dahi bu mesleğin tam olarak ne yaptığını bilen kişi sayısı sınırlıdır. Tercih aşamasında Grafik ile Endüstriyel Tasarım arasında kalmıştım. Sonrasında baktım ki ben otomobil skeçleri yapmayı seviyorum.

Mimarlık mı? Endüstriyel Tasarım mı?  İkisi çok yakın meslekler, birisi işlevinin ötesinde boyutları itibarı ile şehirlerimizi güzelleştiriyor diğeri ise insanları ve yaşamlarını iyileştiriyor. Tercih sana bağlı. İkisinde de gerçekten mesleğini yapabilir şartlara sahip olman gerekir. Yani bir binayı ben tasarladım diyemeyeceksen veya bu ürünü ben tasarladım diyemeyeceksen ikisini de seçme.

#Fatih Aslantaş:
_

Benim endüstriyel tasarım ile tanışmam baya bir geç oldu diyebilirim. Bu kısım aslında epey uzun. Fakat tohumların nasıl atıldığını ve bu bölümü nasıl seçtiğimi anlatabilmek adına önemli. Olabildiğince detaylara girmeyeceğim.

Üniversite hayatıma kadar geçen eğitim sürecimde belli bir idealim hiçbir zaman olmadı açıkçası. Genelde yüksek not alan bir öğrenciydim. Ama hiçbir zaman üniversitede ne okuyacağımı ve mesleğimin ne olacağına karar verememiştim.

Lise hayatımda spor ve dansla ilgilenmiştim. Spor akademisi, konservatuar sınavlarına girdim. Fakat hiçbirinde başarılı olamadım. Sonrasında tam anlamıyla kazara kazandığım iktisat fakültesine kayıt yaptırdım. Orada ki 4 senelik eğitimimin ilk iki senesi boyunca düşünmek için bolca zamanım oldu. O zamanlar bilgisayarlara ve grafik tasarıma (grafik tasarımın ne olduğunu bilmeden 😊) ilgim vardı. Ben de bunla alakalı bir bölüm okuyabilirim diye düşündüm. İyi geçen bir atölye dönemi ve bolca çizim denemeleri sonucunda ilk sene sınavlara girdim. Burası çok önemli gerçekten. Hala tam olarak ne istediğimi bilmiyordum çünkü.

Grafik tasarım, resim, heykel vb. bütün bölümlerin sınavlarına girdim. Yaptığım çizimler normalde sınavlar için yeterliydi. Fakat sınav zamanı kalemim öyle demiyordu. Çünkü hala bir yanım bir şeylere inanmıyor ve ne istediğini bilmiyordu. Ve sınavları yarıda bırakıp çıkmıştım. Moralim çok bozulmuştu. 3-4 ay gerçekten kötü geçti. Sonrasında, çok sevdiğim değerli hocam Muhammet Şengöz’ ün desteğiyle tekrar hazırlandım. Ve artık ne istediğimi biliyordum. Kazanmak!

Ama, hala hangi bölüm olmalıydı? Grafik, iç mimarlık, endüstriyel tasarım, resim bölümlerinin sınavlarına girdim. Mimar Sinan ve Marmara üniversitesinde. Hepsini kazandım. Hatta Marmara da grafik sınavında derece bile yapmıştım. Endüstriyel tasarım hakkında çok fazla bir bilgim yoktu. Sadece 3 boyutlu bir şeyler tasarlamak olarak biliyordum. Ve bu, o dönem benim için imkansızdı. Ama bir kere zoru başarmanın tadını almıştım (o dönemki kendi şartlarım ve yaşadıklarım açısından).

İnsan o yaşlarda gerçekten ne yapacağını bazen bilemiyor. Resim okumayı çok düşündüm. Fakat kendimce çok zor bir süreçten gelmiştim. Tabi bu süreç boyunca etraftan gelen baskılar eleştiriler insanı manipüle edebiliyor.

Ben o gün bir tercih yaptım. Mimar Sinan Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümüne kayıt yaptırdım. Sadece şunun farkındaydım. Tercihimin ne olduğu değil, benim tercihim olması önemliydi.

Mimarlık mı? Endüstriyel Tasarım mı? Bence ikisinin de bazı ortak noktaları olsa da apayrı dinamikleri var. Mimarlıkta çalışabilecekleri daha lokal ve tanımlı alanlar varken, endüstriyel tasarımda çalışabilecekleri ve üretebilecekleri çok fazla kol var. Eğer para ve iş kaygıları varsa, mimarlık daha mantıklı bir seçenek olabilir belki. Ama dünyayı değiştirmek istiyorlarsa, maceracı ve yaratıcı bir ruha sahibim diyorlarsa kesinlikle endüstriyel tasarım.

#Begüm Tomruk:
_

Liseyi İtalyan Lisesi’nde okudum. Babam Mimar olduğu için beni önceden yaratıcı bir meslek seçmem için hazırlamıştı açıkçası. Ancak, o dönemde henüz üniversitede nasıl bir tercih yapacağım benim için net değildi. İtalyan Lisesi sanata çok yatkın bir liseydi ve hâlâ öyle. Teknik çizim derslerini iple çekerdim ve sanırım o konuda baya iyiydim. Cetvel kullanmış gibi çizmişsin derdi öğretmenim bana. Ve zamanla anladım ki; ileride yaratıcı bir meslek ile uğraşacağım.

Beni asıl Endüstriyel Tasarıma yönlendiren değerli Hocam ve mentörüm Mahir Güven oldu. Üniversite öncesi yetenek sınavlarına hazırlanmak için Mahir Güven Atölyesine başladım. Kısa bir süre sonra bana asistanlık teklif etti. O sınava hem kendimi hazırladım hem de öğrencileri. Anladım ki insan öğretince daha iyi öğreniyor

Baraj sınavı geçildi ve sonrasında tüm tercihlerimi kazandım. Resim, Endüstri Ürünleri Tasarımı ve İç Mimarlık. Evet çok mutlu ve gururluydum ama biraz da kararsız. Resim mi Endüstri Ürünleri Tasarımı mı? Kararsızlığıma çözüm Mahir abiden geldi ve hayatımda mesleki olarak ne yapmak istediğim netleşti. Endüstri Ürünleri Tasarımı birçok disiplin içeren bir meslek. Çizim, matematik, geometri, model yapımı, fotoğraf, tasarım tarihi, 3D modelleme ve saymakla bitiremeyeceğim kadar farklı disiplinler birarada.

Kendime dedim ‘’Bu eğitimin yanı sıra resim yapmak istersen yine yapabilirsin. İç Mimarlık dersen onu da yaparsın.’’ Ve böylece Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümünü seçmiş oldum. Ve iyi ki yapmışım.

Mimarlık mı? Endüstri Ürünleri Tasarımı mı? Bu soruya gelirsek; Mimarlık ve Endüstri Ürünleri Tasarımı birbirinden çok faklı disiplinler. Bence karşılaştırılmaları biraz yanlış olur. Mimarlık eğitimi Endüstri Ürünleri Tasarımına kıyasla çok daha fazla teknik bilgi, matematik, malzeme, strüktür bilgisi gerektiren bir meslek. Seçim öncesi meslekler ile ilgili detaylı bilgi alıp meslekten uzman kişilerle görüşüp fikir sahibi olmak karar aşamasında yararlı olabilir.

#Uğraş Akpınar:
_

O dönem bölümle ilgili nitelikli bilgiye sahip değildim. Heykel bölümü esas tercihimdi. Çevremde bölüm hakkında bilgisi olan kişilerin tavsiyeleri üzerine bu bölümü seçme yönünde tercih yaptım. Tavsiyeler benim kişisel niteliklerim ile ilgiliydi; resim ve heykel çalışmalarım vardı, bilgisayar destekli çalışmalarım vardı. Bu çalışmalar doğrultusunda tasarım bölümünün tüm beklentilerimi karşılanacağına ikna oldum. Sonuçta yine 3 boyutlu bir şeyler oluşturabilecektim ve ortaya çıkan çalışmanın heykel değilde bir kullanım nesnesi olması açıkçası beni dahada heyecanlandırıyordu.

Mimarlık ve Endüstriyel tasarım meslekleri bambaşka alanlar ve disiplinler. Bu iki disiplin arasında kalmak pek mümkün değil.  ‘Mimarlık mı? Endüstriyel Tasarım mı? Hangisini seçmeliyim…’ sorusunun sorulması iki disiplinin sathi benzerlikleri ve kısmi kesişmeleri olabilir diye düşünüyorum. Çizim, modelleme, fiziki model yapımı, malzeme ve üretim yöntemlerine hakim olmak gibi temel nitelikler benzerlik gösteriyor. Ancak seçim yapabilmek adına daha doğru kanaat elde etmek için her iki mesleğin çıktılarını, süreçlerini ve çeşitliliğini düşünmeli.

Örnek vereyim; endüstriyel tasarımda çeşitlilik açısından jelibon tasarımı yapıp bir ay sonra askeri araç tasarımı yapabilirsiniz. Mesleklerin itibarından veya maddi kazançlarından bağımsız olarak bir değerlendirme örneği daha verirsek; Mimar hastaneyi çizer diyelim, tasarımcı ambulans şoförünün kullandığı telsizden aracına, oradan binadaki kayar kapıya, sedyesine, ameliyat masasına, doktorun sandalyesine vb. binlerce nesneyi ele alır ve belli bir işlev kimlik ve üretim yöntemini gözeterek tasarım yapar ve yaptığı tasarımlardan yüzbinlerce üretilir. Buradan tabi ki Mimarlık mesleğinin çalışma alanlarının dar olduğu anlamı çıkmaz; müzeler, statlar, konutlar, vb gibi çeşitli pek çok alan söz konusu.

Özetle tasarım; insanların, makinelerin veya aygıtların kullanım nesnelerine odaklanır, buradaki özneler için endüstriyel koşullarda ürünler tasarlar. Mimarlık ise yine bu özneler için mekanlar tasarlar. Seçimi, ‘’bu öznelere mekanlar mı tasarlamak istersiniz yoksa ürünler mi?’’ sorusuna verilecek cevaba göre yapmak lazım

Endüstri ürünleri tasarımı

#Selami Çifter:
_

Ben Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden mezunum. Benim okuduğum dönemde yetenek sınavıyla öğrenci alınıyordu ve cidden inanılmaz yetenekli bir insan grubuyla aynı sınıfı paylaşma şansını elde ettim. Eğitim yaklaşımımız ise daha çok usta-çırak ilişkisi şeklindeydi çünkü sınıfımız 20 kişi olduğundan hocalarımız bizimle bire bir ilgilenebiliyordu. Dolayısıyla hocalarımın, okuduğum ortamın ve sınıf arkadaşlarımın mesleki gelişimimdeki etkisi çok büyük olmuştur.

Üniversitemizin kendi ekolünü ve atmosferini ifade etmeye gerek bile duymuyorum. Ancak şu anki koşullar ne yazık ki çok farklı, çünkü öğrenci sayıları her bölümde çok fazla. Ayrıca Türkiye’deki bütün endüstri ürünleri tasarımı eğitimi veren kurumlar artık merkezi sistemle öğrenci almaya başladığından meslekte tek tipleşme yönünde bir gidişat var. Bu nedenle mezunların ihtiyaçtan fazla tasarımcı arasından kendini öne çıkarabilmesi için kendini geliştirmesi ve farklılaştırması gerekiyor.

Sadece bu bölümden mezun olmuş ve temel yetileri kazanmış olmak sizi ne Türkiye’de ne de başka ülkede bir yere getirmeyecektir. Öğrencilere çizim, sunum ve ifade yönlerini geliştirmelerini, yenilikleri takip etmelerini ve öğrencilik süresince bol bol yarışmalara katılarak iyi bir portfolyo hazırlamalarını önerebilirim. Ayrıca çok iyi düzeyde bir yabancı dil olmazsa olmaz!

#Nihat Duran:
_

MSÜ’nün imajı bu konuda çok güçlü idi. Özgüvenimi pozitif etkilemiştir. MSU nün garip bir enerjisi vardır insanı özgürleştirir. Özgür düşünce bir tasarımcı için olmazsa olmaz. Bu arada, birçok üniversitenin eğitim kalitesi olarak MSU den daha iyi şartlar sunuyor olduğunu biliyorum. Yani cevap olarak; Boğaz havası tasarımcıya iyi geliyor sanırım.

Öğrencilere kendilerini geliştirmeleri için önerim, İlk önce çizim kabiliyetlerinde eksiklik görüyorlar ise bunu geliştirsinler. Bol bol eskiz çalışması iyi olur. iPad alabilirler bunun için. Teknolojiyi yakından takip etsinler. Bunlardan önemlisi kişisel zevklerini geliştirmeleri lazım. Bunun için kıyafet seçimlerinden başlayarak evlerini zevk ile dekore etmeleri çok önemli. Zaman içinde bu durumdan pozitif etkileneceklerdir. Bunun için bazen çok para harcamaları gerekebilir.

#Fatih Aslantaş:
_

Okuduğumuz okulların eğitim kalitesi, öncelikle her anlam da kaliteli hocalar ile olabilir. Fakat bunun yanında, okuduğun şehir, çevrendeki insanlar ve onların vizyonları da çok önemli. Aslında bunların hepsine çevre diyebiliriz. Gerçekten çevreniz iyiyse, siz de iyi oluyorsunuz. Bunların hepsi birbirini tamamlıyor bence.

Evet yaptığımız işte, yaratıcılık ve yetenek çok önemli, ama onun dışında çok fazla çalışmak gerekiyor. Ben, üniversitede okurken bir yandan dışarda çalışmayı çok istemiştim. Teorik öğretiden çok pratik yapmayı daha faydalı bulmuşumdur her zaman. En azından ben böyle daha iyi öğreniyorum. 2. Sınıftan beri çalışmaya başladım. Biraz da maddi nedenlerden dolayı. Birçok farklı alanda çalıştım. Sadece tasarım alanında değil, iş hayatı konusunda da birçok tecrübe edindim. Okuldan mezun olduğum da düzenli bir işim vardı. O zaman ki edindiğim tecrübelerimin meyvelerini hala yiyorum. Okuldayken mutlaka çalışsınlar. Şimdi zaten zorunlu stajlar var sanırım. Bizim okulda yoktu.

Mimar Sinan’ da okumasaydım, bilinmedik bir üniversitede bu kadar geliştirebilir miydim? Bilmiyorum gerçekten. Üniversite gerçekten önemli tabii ki, ama yine de her şey kişinin kendisinde bitiyor.

#Begüm Tomruk:
_

Eğitim sürecindeki gelişimime eğitim kalitesinin büyük katkısı oldu. Ve tabi rekabetin de. Ancak ne öğrenirsen öğren, öğrendiklerini gerçek hayatta uygulamazsan kendini geliştiremezsin. Ben çok şanslıydım ki üniversitede okurken Ypsilon Tasarım firmasında yarı zamanlı çalışmaya başlamıştım. Ve o iş tecrübesi bana mesleki anlamda çok şey kattı. Öğrencilere tavsiyem önlerine iş ile ilgili çıkan imkanları değerlendirmeleri ve tabi iş konusunda da biraz seçici olmaları.

Evet kendini geliştirme kesinlikle eğitim kalitesiyle doğru orantılı ancak biraz da kişiye bağlı. Kişi başarılı olmak istiyorsa ve hırslıysa ne yapar ne eder bunu başarır. Kararlılık, ne istediğini bilmek, doğru adımlar atmak ve biraz da doğru zamanda doğru yerde bulunmak tasarımcının kariyerini belirleyen önemli etmenler bence.

#Uğraş Akpınar:
_

Üniversitedeyken üniversiteler arasında bir eğitim farkı olmadığını düşünüyordum. Profesyonel hayata geçip kendi ofisimi açtığımda ise gelen CV’ler ve 17 yıllık tecrübeden sonra çok rahatlıkla üniversiteden üniversiteye farklılıklar olduğunu söyleyebilirim. Köklü üniversiteler arasında ekol farkı olduğunu, buna bağlı olarak da profesyonel hayatlarında farklı yönlere evrilen kariyer biçimleri söz konusu olduğunu gördüm. Ancak son 10 yılda açılan vakıf ve devlet üniversitelerinin ise henüz yeterli etkiyi yaratacak niteliğe ulaşamadığını düşünüyorum.

Eğitim sürecindeki gelişimim konusunda ise; sınıf arkadaşlarımın ve hocalarımın yukarıda bahsettiğim anlamda ve ölçüde katkıları olmuştur. Ama esas gelişim göstermenin başlıca unsuru tasarım pratiği yapmaktır.  Ve bu tasarım pratiği okul veya ülke ölçeğinde değil, internasyonel ölçekte oluşturulmalıdır. Tasarım pratiğini açmak gerekirse; tasarım sürecinin tüm aşamalarını defalarca yapılmış olması. Araştırmalar, mood boardlar, kimlik belirleme chartları oluşturmak, kullanıcı gözlemleri yapmak, eskizler yapmak, 3d modeller oluşturmak, malzeme ve üretim yöntemleri konusunda tecrübe edinmek diyebiliriz.

Endüstri ürünleri tasarımı

#Selami Çifter:
_

Benim okuduğum dönemde çok fazla kitaba ve kaynağa erişemediğimiz için birinci sınıftayken usta-çırak ilişkisi şeklindeki eğitime uyum sağlayamamıştım. Dolayısıyla birinci sınıfın sonunda bölümü bırakmayı ciddi olarak düşündüm, çünkü yaptığımız şeyler çok varsayımsal geliyordu. Ancak bu biraz da tasarımcılığın temelinde var; aynı briefi beş tasarımcıya verseniz en az beş farklı çözüm sunan tasarımla karşılaşırsınız. Günümüzde ise artık internet ve küresel imkanlar sayesinde bilgiye ve kaynağa çok daha rahat ulaşabiliyorsunuz. Geriye dönüp baktığımda iyi ki bırakmamışım ve devam etmişim diyorum.

#Nihat Duran:
_

Hayır. Okuduğum bölümden keyif alıyordum. Hep hayallerim ve ümidim vardı.

#Fatih Aslantaş:
_

Kesinlikle hayır. Ama bırakacağımı düşünenler kesin olmuştur:)

#Begüm Tomruk:
_

Hayır 🙂 Üniversite yıllarında hem çalışıp hem üniversite eğitimime devam ettim. İş hayatımdaki tecrübeler ve stajlarım hep Endüstri Ürünleri Tasarımına yönelikti. Bu meslekte kendimi geliştirdikçe ne anlama geldiğini daha iyi kavradım ve hırslanarak mesleğime daha çok bağlandım. Bu yüzden bu bölümden vazgeçmeyi hiç düşünmedim.

#Uğraş Akpınar:
_

Bölümü seçme konusunda her ne kadar yönlendirmeler aldıysam da, doğru bölümü seçtiğimin farkındalığına birkaç ay sonraki gözlemlerim doğrultusunda eriştim. Dolayısı ile hiç böyle bir düşünceye kapılmadım.

Endüstri ürünleri tasarımı

#Selami Çifter:
_

Çok doğru, cidden masraflı bir bölüm; çünkü devamlı hem kırtasiye hem de ozalit masrafı yapılması gerekiyor. Maket malzemesi de ayrı bir masrafken artık 3D print gibi başka masraflar da çıktı. Bununla birlikte kuvvetli donanıma sahip bir bilgisayarınızın da olması gerekiyor. Benim ailem öğrencilik dönemim boyunca beni destekleyebildi; ancak endüstri ürünleri tasarımı okumanın tüm süreç boyunca düzenli bir masrafı olduğunu söyleyebilirim.

#Nihat Duran:
_

Her şey ekonomik durumu etkiler, eğer seçiminde bu sende soru işareti yaratıyorsa lütfen seçme. Çoook zengin olman gerekir:) (edit: Zenginlik konusunda çok param yok, o nedenle okuyamayacak mıyım diye korkmayın. Kendisiyle konuşurken burada zenginliğin aslında düşünce zenginliği olması gerektiğinden bahsediyor. Yani, para bahane değil. Her zaman bir çözüm bulunur, bu çözümleri bulabilecek pratik zekaya sahip olabilirsen, mesleğinde de başarılı olursun.)

#Fatih Aslantaş:
_

Evet bölüm için gerekli malzemeler biraz masraflı. Ekonomik açıdan pek sıkıntı çektiğimi söyleyemem. Zaten okul hayatımın büyük bir bölümünde kendi paramı kazanabiliyordum. Benim zamanımda yine de malzeme fiyatları daha makuldü açıkçası. Şu anda bakıyorum da gerçekten çok pahalı her şey. Bu zamanda bu bölümde okumak daha zor sanki. Fakat, diğer bölümlerde de durum çok farklı değildir diye tahmin ediyorum. Endüstriyel tasarım bölümünü gerçekten isteyen biri için mazeret olacağını düşünmüyorum.

#Begüm Tomruk:
_

Güzel bir soru. Evet Endüstriyel Tasarım Bölümü masraflı bir bölüm olabilir ancak bu kişiye göre değişir. Yaratıcılıkla bu sorunun biraz olsun çözüleceğini düşünüyorum. Dedemden dolayı ben şanslıydım. Tüm üniversite eğitimin boyunca dedemin çizim malzemelerini ve maket atölyesini kullandım.

#Uğraş Akpınar:
_

Masraf konusu izafi bir konu. Mimarlık veya plastik sanatlarda olan bölümlerden daha masraflı olduğunu düşünmüyorum. Dar gelirli diye tabir edeceğimiz ekonomik sınıfta bulunan aile veya kişiler için zorluk olacaktır ancak üstesinden gelinemeyecek bir harcama beklemeyin. Yazın bir yerlerde 1-2 ay çalışarak okulun masrafları karşılanabilir.

endüsyiyel tasarım maaş

#Selami Çifter:
_

Para herkes için bence belirli bir derecede önemli olmalı. Türkiye’de endüstri ürünleri tasarımı bölümü okumak şu an mezun sayısından dolayı tabi daha riskli. Bence de kesinlikle bu meslek için para asıl hedef olamaz. Ancak endüstriyel tasarım çok esnek bir meslek ve birçok mezunumuz kendi hayalleri ve becerileri doğrultusunda farklı sektörlerde de çalışabiliyor. Bu durumda da tasarımcı bakış açıları onlara avantaj sağlıyor.

Dünya’da da tasarım yoluyla düşünme (design thinking) sürecinin öne çıkması ve çok farklı alanlara uygulanmasının bir nedeni de budur. Ben kişisel olarak tasarımın teorik kısmına da ilgi duyduğum için akademisyen olmayı seçtim; yani paranın benim için daha az öncelikli olduğunu söyleyebilirim.

 

#Nihat Duran:
_

Para hep önemli ama önce meslek geliyor. Bu bir EndTas çı yazılım sorunu olabilir.

#Fatih Aslantaş:
_

Kesinlikle sana katılıyorum. Üniversiteyi bitirince, yüksek maaşlı düzgün bir işte çalışmak istiyor herkes. Günün sonunda hepimizin istediği 😊. Fakat, üniversiteye bu bakış açısıyla yaklaşan çoğu insan hayal kırıklığına uğruyor sonunda. Özellikle tasarım alanında eğitim veren üniversitelerde, para ve işin gelmesi için, kişinin kendini çok geliştirmesi ve çalışması gerekiyor. Zaten bunları yaptıktan sonra, para da işte geliyor. Emin olabilirler. Ama hesap kitap yapmadan yapsınlar. Bu aslında her bölüm için geçerli bence. İşini gerçekten iyi yapıyorsan, kesinlikle karşılığını alırsın.

Sözün kısası, bölüm ve meslek çok değerli. Çok zengin de olabilirler, mesleği bırakıp başka işlerle de uğraşabilirler. Gerçekten tasarımcı olmak isteyip istemediklerini düşünsünler.

#Begüm Tomruk:
_

Para benim için önemli olmadı. Benim için önemli olan öncelikle sevdiğim işi yapmaktı. Ve para sonrasında gelecekti zaten.

#Uğraş Akpınar:
_

Para konusu, kişiden kişiye değişen beklentiler ile ilgili bir konudur. Henüz öğrencilik yıllarında lüks araç ile okuluna gelen de var, yürüyerek gelen de var. Bu meslek ile ilgili ülke bazlı kazanç cetvelleri internette yayınlanmakta. Bu bölümü seçecek tasarımcı adayları, bu kazanç cetvellerine bakarak bu mesleğin ekonomik getirileri ile ilgili fikir sahibi olabilirler.

Bu meslekte tasarım pratiği yapmak çok çok önemli. Ve bu pratiğin sonucu olarak da başarı elde edilebiliyor ise ulusal veya uluslararası ölçekte, bu başarı karşılıksız kalmayacaktır. Yani çok çalış, başarı için kendini geliştir, çok fazla tasarım çalışması yap. Kazanç bununla birlikte gelir. Ayrıca özgüven, ikna ve temsil yeteneği de bu meslekte başarı için olmazsa olmaz özelliklerden. Bu özelliklerin fabrika ayarı misali bir tasarımcıda mutlaka olması gerekiyor.

Endüstri ürünleri tasarımı

#Selami Çifter:
_

Daha çok para kazanmaktan ziyade bir bölüm daha okuma şansım olsaydı Çizgi film Animasyon okumak isterdim. Daha mı çok veya daha mı az kazanırdım bilemem ama Pixar veya Walt Disney’de çalışabilmeyi çok isterdim:)

#Nihat Duran:
_

Çiftçi veya pastacı olabilirdim.

#Fatih Aslantaş:
_

Açıkçası amacım çok para kazanmak olsaydı ticaretle uğraşırdım:) Bizim ülkemizdeki en sağlıksız düşüncelerden biri olduğunu düşünüyorum maalesef. Maalesef üniversiteleri iş bulma merkezlerine çevirdik zihinlerimizde.

Ben bu bölümde okumasaydım, iktisat fakültesi mezunu olacaktım büyük ihtimalle. Ya bankacı, ya da muhasebeci olurdum herhalde (o zamanki düşündüğüm). Belki daha çok para kazanırdım. Ama ne kadar mutlu olabilirdim bilmiyorum. Çok klişe olacak belki ama, en önemli şey mutlu olmak gerçekten. Sevdiğin işi yaparak da çok para kazanabilirsiniz. Her şey kendi elimizde ve her şeyin bedelleri olacaktır.

Çok para kazanmak için üniversite okuyacaklar hiç boşuna zamanlarını harcamasınlar. Yaklaşık 12 seneden beri çalışıyorum. Benden çok kazanan üniversiteye gitmemiş bir sürü insan var.

#Begüm Tomruk:
_

Dijitalleşme ile UX-UI tasarımcılarına her geçen gün daha da ihtiyaç duyulmakta. Ve bu disiplinler mesleki açıdan para da getiriyor. Para konusuna çok takılan öğrenciler için bu bir alternatif olabilir ancak para seçilen mesleğin değil, başarının sonucudur.

Ben Endüstri Ürünleri Tasarımı okumamış olsaydım büyük ihtimalle İç Mimarlık veya Resim okurdum.

#Uğraş Akpınar:
_

Benim açımdan mesleki haz ve kazanç memnun edici durumda. O nedenle yine endüstriyel tasarımı seçerdim.

Endüstriyel tasarım iş hayatına giriş

#Selami Çifter:
_

Mezun olduğumda halihazırda bir firmada part-time çalışıp, başka bir firmaya da freelance olarak tasarım yapıyordum. Ancak son senemin başından itibaren üniversitede akademisyen olarak kalmaya karar vermiştim.

Mezuniyetimden 6 ay sonra MSGSÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümüne araştırma görevlisi olarak kabul edildim. Tabi öncesinde portfolyo hazırlama ve yüksek lisans başvurusu için bir çalışma yapmam gerekti, yani yoğun bir süreçti.

Mezuniyetin sadece bir aşama olduğunu ve sonrasında yorucu başka bir sürecin başladığını söyleyebilirim.

 

#Nihat Duran:
_

Portfolyomu hazırladım. Etkileyici ve sade olmasına dikkat ettim. Hiç yazı yoktu. Hocalarımın referansı üzerine de işe başlamam çok uzun sürmedi. Aslında, farkında olmadan okulda dahi gelecek için hazırlanabilirsin demek oluyor bu durum.

#Fatih Aslantaş:
_

Daha önce de bahsettiğim gibi, okulun 2. Senesinden beri çalışıyordum. Farklı işler yaptım. Çoğunlukla birebir endüstriyel tasarım olmayan işlerde oldu. O yüzden çok tanımlı bir süreçten bahsedemeyebilirim.

#Begüm Tomruk:
_

Mezun olduktan sonra Ypsilon Tasarım firmasında Endüstri Ürünleri Tasarımcısı olarak çalışmaya devam ettim. Aynı zamanda da akademik anlamda birşeyler de yapmak istiyordum. Kendi bölümümde Yüksek Lisansa başladım. Ancak asıl istediğim tasarımcı olarak daha başarılı daha tecrübeli olmaktı.

Yurtdışı ile hep bir bağım olsun istedim. Bunun için portfolyomu hazırlamaya başladım. Uzun bir hazırlama süreci sonrasında portfolyom hazırdı. Mezun olduktan sonra çalışma, yüksek lisans ve portfolyo hazırlıkları ile dopdolu bir yıl hızla geçti ve anladım ki bu benim için yeterli değil. Daha fazla tecrübe, daha fazla başarı isteği kariyerimde büyük değişiklikler yapmama sebep oldu.

#Uğraş Akpınar:
_

2. sınıftayken kazanmış olduğum tasarım yarışmasından sonra Koç Grubu firması olan Demirdöküm şirketinden iş teklifi aldım. Profesyonel hayata henüz ikinci sınıfta iken ilk adımımı bu şekilde atmış oldum. Okul ve iş aynı anda zor oldu ancak üstesinden geldim diyebilirim. Mezun olduktan sonra 6 ay daha Demirdökümde devam edip daha sonra bir tasarım firmasında işe başladım.

İş başvurusu için portfolyo hazırlamak, yüksek lisans yapmak kişiyi tercih edilir kılmak konusunda esas değildir. Esas olan yaptığınız çalışmaların niteliğidir. Bu nitelikler sayesinde kariyeriniz şekillenecektir.

Endüstri ürünleri tasarımı

#Selami Çifter:
_

Çok fazla bir şey yok çünkü hala bir bakıma okuldayım, hala öğrencilerle iç içeyim ve hala hocalarımdan birçok yeni şey öğreniyorum 🙂

#Nihat Duran:
_

Bitirmek için acele ettiğim için pişmanım.

#Fatih Aslantaş:
_

Belki biraz iddialı olacak ama, bölümü kayıt yaptırırken keşkelerimi geride bıraktım diyebilirim. O zamandan beri ne yaptıysam ya da yapamadıysam hepsini sahiplendim. Her bir keşkenin sonucu hayatımızı farklı etkiler. Ben şu an yaşadığım hayattan memnunum diyebilirim. Geriye dönüp baktığımda elbet benim de acabalarım var. Ama çok da merak etmiyorum. Belki de onlar beni şu anki ben yapamayacaktı.

#Begüm Tomruk:
_

Benim iki “keşke”m var. Biri Erasmus diğeri de Üniversitedeki diğer bölümlerden faydalanmak.

Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümünü hızlı bir şekilde 4 senede başarıyla bitirdim. Olanakları değerlendirip Erasmus programını kullanmayı çok istedim hep ama nedense iş ve üniversite hayatını böler diye erteledim. Bence değişim programları tecrübe edilmesi gereken birşey. 

Diğer keşkeme gelirsek… İş ve eğitim yoğunluğundan diğer bölümlerden çok ders alamadım. Şimdi geriye dönüp baktığımda, seramik-cam, fotoğraf veya grafik tasarımından ek dersler almak mesleki anlamda vizyonumu daha da genişletebilirmiş.

#Uğraş Akpınar:
_

Profesyonel hayat ile paralel ilerleyen son derece verimli bir eğitim hayatım oldu. Dolayısı ile geriye dönüp baktığımda böyle bir eksiklik hissetmiyorum. (Belki biraz daha fazla sosyal hayat 🙂

Endüstri ürünleri tasarımı

#Selami Çifter:
_

Endüstriyel tasarımın çok dinamik bir meslek olduğunu ve her gün değişime uğradığını söyleyebilirim. Hayatımız durmaksızın çok farklı şeylerden etkileniyor ve yeni ihtiyaçlarımız ortaya çıkıyor; önceliklerimiz değişebiliyor. Bunlar, içinde bulunduğumuz gibi bir pandemi, küresel veya lokal olarak yaşamımızı etkileyebilecek geçici/kalıcı durumlar veya teknolojideki etki düzeyi yüksek bir gelişme olabilir.

Son 20 yıl içinde geriye dönüp baktığımızda birçok yeni ürünün hayatımıza girdiğini ve sağlam bir yer edindiğini, ancak birçok ürünün de kısa veya orta vadede kaybolduğunu görebiliyoruz. Günümüzde artık insanlar ürünlerin ötesini bekliyorlar, çünkü sistemsel yaklaşımlar daha çok öne çıkmaya başladı ve pazar rekabeti çok fazla. Bu doğrultuda anladığımız endüstriyel tasarım eğitiminin de devamlı güncel ihtiyaçlar doğrultusunda kendisini geliştirmesi gerekiyor.

Artık bizim mesleğimiz için çok farklı çalışma alanları da mevcut ama öğrencilik dönemimizde bunların farkında olmuyoruz. Bence yeni mezunların olabildiğince donanımlı olarak mezun olmaları gerekiyor. Bunun için de mesleğimizle ilgili güncel tartışmaları (yerli/yabancı kaynaklardan) takip etmelerini öneririm. Sadece mesleki temel eğitimin dışında kendilerini farklı alanlarda da geliştirmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Ayrıca her öğrencinin eğitimleri esnasında ilgi duyduğu bazı sektörler olabiliyor; bu sektörlere ilişkin bir portfolyo hazırlamalarını ve yarışmalara katılmalarını kesinlikle öneririm. Mesela benim akademik olarak çalışma yaptığım alan tıbbi cihazlar sektörü ve Türkiye’de bu sektörde endüstriyel tasarımcıya çok fazla ihtiyaç olduğunu düşünüyorum; ancak ne tasarımcılar ne de firmalar (tabi ki hepsi değil) durumun farkında değiller.

Bunun gibi daha birçok sektör var, dolayısıyla kendi girişimlerimiz de öne çıkıyor. Dünya’da da artık birçok güzel tasarım crowdfunding veya girişimcilik şeklinde de ilerleyebiliyor. Ben akademisyen olduğum için birçok mezunumuzun sürecini gözlemleme şansım oluyor; bu anlamda öğrencilik sürecine ek olarak mezuniyet sonrasındaki 2-3 senenin mesleğimizi anlama ve sektör belirleme konusunda belki de daha önemli olduğunu düşünüyorum.

#Nihat Duran:
_

Çevreni geniş tut. Hedefini mutlaka belirle. Ne istediğini bilene kadar da denemekten korkma. Belki de hiç çalışmayı düşünmediğin bir sektör seni mutlu edecek.

Benim mevcut sektöre girişim tamamen tesadüfi bir olay. Şu anki şirketim tasarımcı arıyor, hocalarım da beni tavsiye ediyor, benimle iletişime geçiliyor ve başlıyorum. Yurt dışında çalışmak isterdim, bunun için teklifler de aldım ama bir şekilde gitmedim. Korktum herhalde. Gitseydim daha iyi olurdu, belki de işe bisiklet ile gidiyor olurdum.

#Fatih Aslantaş:
_

Evet maalesef ülkemizde endüstriyel tasarımı tanımlı bir meslek olarak görebilen çok fazla işyeri mevcut değil. Örneğin çoğu yerde, bilgisayarla çizim yapıp render almak olarak algılanabiliyor. Süreçler çok basite indirgenmeye çalışılıyor. Böyle olunca da işin kalitesi kalmıyor. Ve tasarımcıya verilen değer de maddi manevi düşük oluyor.

Doğası gereği, endüstriyel tasarımın çalışma alanları çok fazla. Bildiğim kadarıyla okullarda, özel bir sektöre yönelik ağırlıklı eğitim verilmiyor. Mobilya ya da otomotiv tasarımı gibi. En azından bizim zamanımızda öyleydi. Eğitim hayatı boyunca birçok farklı proje ve konuda çalışan öğrenciler haklı olarak sektör seçiminde kararsızlık yaşıyor olabilir.

Tavsiyem, eğitim hayatları içerisinde ilerde hangi alanda çalışacaklarına az çok karar versinler. Bu disiplini özellikle 2. ve 3. sınıfta edinebilirlerse, mezun olduklarında daha sağlıklı kararlar verebilirler. Örneğin, bizim bölümde genellikle araç tasarımı oldukça popüler. Belki birçok öğrenci araç tasarımcısı olmak istiyordur. Okuldayken benim de merakım vardı. O zamanlar gözlemleyebildiğim kadarıyla bu işin gerçekten çok zor olduğunu gördüm. Ve bu işi gerçekten yapmak istiyor muydum? Çünkü etrafımda gerçekten araç tasarımcısı olmak isteyen arkadaşlarım vardı. Bunun için bölüme giren hedefleri olan insanlardı. Ne istediğini bilmek gerçekten önemli. O arkadaşlarımdan çoğu şu an iyi firmalarda araç tasarımı yapıyorlar.

Benim sektör seçimim, yine bölümü seçmemdeki gibi uzun zaman aldı. Çünkü biraz maddi kaygılar, biraz da yeterince ideallerim olmamasından dolayı farklı sektörlerde farklı işler yaptım. Bahçe mobilyaları yapan bir şirkette başladığım iş hayatıma, mağazacılık alanında iç mimari yapan butik bir firmayla devam ettim. Sonrasında yaklaşık 3 sene Türkiye’nin en iyi reklam ajanslarından birinde 3d artist, Sanat yönetmeni, Ürün tasarımcısı gibi unvanlarla çalıştım. Orada reklamcılık, markalama ve reklam malzemeleri üzerinde edindiğim birikimleri sonraki hayatımda oldukça kullandım.

Benzeri alanda birkaç farklı deneyimden sonra şu an çalıştığım (yaklaşık 5 yıl oldu) ofis mobilyaları sektöründe iş hayatıma devam etmekteyim. Ofis mobilyaları sektörü, bir endüstriyel tasarımcının Türkiye’ de çalışabileceği nadide alanlardan biri diyebilirim. Bunca seneden ve birikimden sonra artık kendimi ait hissettiğim ve inandığım bir sektördeyim.

#Begüm Tomruk:
_

Her tasarımcı ve tasarımcı adayını çalışmak istediği, kendini geliştirmek istediği ve kendini ifade edebildiği bir sektör vardır. Açıkçası ben seçimimi çalışmak istediğim sektöre göre değil, çalışmak istediğim tasarım ofisine ve tasarım süreçlerini nasıl işlediklerine göre yaptım.

Günümüze baktığımızda sektörlerin birbirinden nasıl etkilendiklerini ve birbirleriyle içiçe geçtiklerini görüyorum. Örneğin tüketici elektroniğinin liderlerinden Sony’nin araba tasarlaması gibi. Firmalar farklı sektörlerdeki tecrübeleri birbirleriyle harmanlayarak kendini geliştiriyorlar ve aynı zamanda yeniliklere karşı güncel kalıyorlar.

Birçok tasarım ofisi kendi sektörlerine odaklanmanın yanında mega trendler sonucu ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda farklı sektörlere hitap eden tasarımlar ortaya koyuyorlar. Bu yüzden yeni tasarımcı ve tasarımcı adaylarına önerim sektörlere odaklanmaktan çok, firmaların tasarım süreçlerini nasıl işlediklerine bakmaları ve kendilerine hitap eden ve onları heyecanlandıran firmaları seçmeleridir.

#Uğraş Akpınar:
_

Tasarım, değer zincirinin en önemli halkalarından biridir. Dolayısı ile rekabet arttıkça tasarıma verilen değer de sektör ne olursa olsun artacaktır. Buna bağlı olarak tasarımcının o sektörde umduğu geliri elde etme şansı da artacaktır. Özellikle bir sektöre angajmanım yoktu. Söz gelimi otomotiv, beyaz eşya, savunma sanayi, yat tasarımı vb. Dolayısı ile tasarımcının her sektöre hazır ve istekli olması gerektiğini düşünüyorum. Sektör ayrımı gözetmeksizin tasarımcı katma değer yaratmak ile yükümlüdür. Yine de burada ekonomik, sosyal ve kişisel sebepler ile sektör yönelimleri gerçekleşmektedir.

Benim açımdan ilk profesyonel tecrübemden sonra (ısıtma-soğutma sektörü) görev aldığım diğer firmalarda ve kendi firmamda yukarıda bahsettiğim tüm alanlarda tasarım yapma şansına sahip oldum. Ve çalışma alanımı bu şekilde devam ettirmeye karar verdim. Bu tecrübe ile rahatlıkla söyleyebilirim ki tek bir sektöre angaje olmak, tasarımcıyı zamanla köreltir ve hissedilen heyecanın zamanla azalmasına sebep olur. Bence kendilerini tek bir sektöre bağlı kalacak şekilde şartlamasınlar, tasarım kültürünü bireysel özveri ile geliştirip her alanda çalışmaya açık olsunlar. Bulundukları sektörden diğerine geçmeye çekinmesinler. Bu sayede daha özgür olacaklarını ve kolay iş bulabileceklerini keşfedeceklerdir.

endüstri ürünleri tasarımı

#Selami Çifter:
_

Bence tasarımcı olmanın belki de %50’lik zamanını bu anlar kaplıyor. Ben bu gibi durumlarda uzaklaşıp kendime zaman tanımayı tercih ediyorum, çünkü aslında beynimiz arka planda çalışmaya devam ediyor. Bazen takılınca saatlerce çözemediğiniz bir durumu 2-3 saat ara verdikten sonra çok hızlıca çözebiliyorsunuz, çünkü bakış açınız değişmiş oluyor. Dolayısıyla kafamız aslında hiçbir zaman durmuyor; hep çalışıyor. Ben ayrıca bunun gibi durumlarda bakış açısına güvendiğim arkadaşlarımın da fikrini alıyorum.

#Nihat Duran:
_

Çok olmuştur. Benim özelliğim tamamen farklı bakabilmemde gizli. Bütün durumlara çok yönlü bakarım. Bazen yakına değil çok uzağa bakmak gerekebilir. Tabi ki burnunuzun ucunu görmek gerekiyor ilk olarak.

#Fatih Aslantaş:
_

Evet kesinlikle oluyor 🙂 Her an, sürekli yeni şeyler üretmek zor. Her işe başladığımda içimde hep küçük bir endişe olur. Acaba iyi bir fikir çıkartabilecek miyim? Bu işin üstesinden gelebilecek miyim? Bu korkular bence çok normal. Ama ne zaman işe kendimi verip çalışmaya başladığımda endişelerimin yersiz olduğunu anlarım. Ben bu gibi durumlarda, işin üstüne gidiyorum.

Ama bazen belli bir süre uzaklaşmak da iyi gelebilir. Bunun dışında, kesinlikle aklıma gelen her şeyi aktarabildiğim eskiz kağıtlarımın da yardım çok büyük. Çizdikçe ve çizdiklerinizi gördükçe her şey çalışmaya başlıyor.

#Begüm Tomruk:
_

Oluyor tabi ki. O duruma kitlenip kendini strese sokmaktansa derin bir nefes alıp tasarım sürecine biraz ara vermek çok işe yarıyor. Ara vermek derken düşünmeyi bırakmayı saymıyorum. Düşündükçe ve gözlerini ilham için açık tuttukça o birkaç gün sonrasında tasarıma tamamen başka bir bakış açısıyla bakıyorsun ve çözüm bulmak daha kolay oluyor.

#Uğraş Akpınar:
_

Tasarım, metodik bir çalışma ile yapılıyor ise yani pazardan üretim koşullarına, oradan kullanıcı beklentilerine, üretim ilişkilerine dikkatli bir göz ile bakıldığında ‘’kafam durdu, çalışmıyor’’ noktasına gelmeden özgün sonuçlar elde etmenin mümkün olacağı kanaatindeyim.